Yeni Medya yine oyun peşinde!

Zynga_listing_day_610x407

Sosyal Oyun firması Zynga’nın 9 Milyar $ piyasa değeriyle halka arzı, yatırımcıların dikkatini yeniden internet girişimciliğine yöneltti.

Bundan 23 yıl önce kazandığım ilk maaşla kendime hediye olarak ilk kişisel bilgisayarımı almıştım. Hiç unutmuyorum, o cuma akşamı bilgisayarı alıp evin odasına kapanmış ve satıcı firmanın hediye ettiği ‘dandik’ bir araba yarışını haftasonu boyunca evden hatta odadan hiç çıkmamacasına oynamıştım. Pazartesi sabahı işe giderken babamın ‘bu kafayla gidersen bir baltaya sap olamazsın!’ bakışları da hala aklımda. Ancak ilerleyen zamanlarda bilgisayarın diğer yönlerini keşfettikçe oyunla ilişkim giderek dengelendi.

Bugün internetin ve cep telefonlarının da devreye girmesiyle özellikle dijital yerli dediğimiz yeni kuşağın neredeyse tamamına bu yeni medyalardaki oyunların adeta bağımlısı olarak bakıldığını ve çevremdeki anne-babalarda da, babamınkine benzer bir kaygı geliştiğini gözlemliyorum. Öncelikle herkes şunu bilmeli ki oyun, daima bu sanal dünyanın ilk ve en keyifli adımı olarak kalmaya devam edecek. Bu açıdan anne-babalar, çocuklarının oyunla ilişkisini sınırlamaya çalışmak yerine onların Yeni Medya’nın diğer olumlu alanlarını keşfetmelerine ön ayak olmalılar ve hatta bu alanları bile oyunlaştırabilmek için çaba göstermeliler. Bunun da ötesinde, günümüzün eğitim, finans, savunma hatta sağlık gibi dijital ortama taşınan eski ve yepyeni iş alanlarının çoğu iş süreçlerini oyunlaştırmakta  ve iyi bir oyuncu olmak da bir avantaj. Örneğin; ABD Silahlı Kuvvetleri'ndeki deniz piyadelerinin seçimi için World of Warcraft gibi bir online oyunda belli bir seviyenin üzerine çıkmış olmak, önemli bir tercih kriteri. Eğer anne-babalar bunu öngörebilirlerse, çocukları geleceğin bu yeni iş alanlarına çok daha hazır hale gelir ve hatta giderek devasa boyutlara gelen oyun alanındaki bir girişimin parçası hatta sahibi bile olabilir.

İşte oyun dünyasının Yeni Medya’daki bu değişimini önceden fark ederek bu alana odaklanan bir girişimci, bugünlerde bu öngörüsünün keyfini sürmekte; Marc Pincus!

Mark-pincus-of-zynga-e1322507118317

Harvard Business School mezunu Pincus’un 2007 yılında köpeğinin adından esinlerek kurduğu Zynga firmasının geliştirdiği FarmVille, CityVille, MafiaWars gibi oyunlar her gün 222 milyon kişiye hizmet vermekte. Firmanın oyunda avantaj sağlamak için para ödemeyi temel alan Freemium iş modeli sayesinde bu 222 milyon oyuncunun %2si sanal-araç gereç satın almakta ve firmaya her gün 3 milyon dolar kazandırmakta. Zynga’nın 4 yılda kaydettiği bu baş döndürücü büyüme yatırımcıların da dikkatini çekti ve  geçen hafta yapılan halka arzda 8.50-10.00 $ arası olarak açıklanan birim hisse senedi fiyatı, büyük finans kurumları tarafından tavan rakam üzerinden adeta kapışıldı. Şirket borsaya çıktığı ilk günlerde %6lik düşüşe ve medyada çıkan olumsuz eleştirilere rağmen çoğunluk yatırımından emin. International Herald Tribune’den Evelyn Rusli’nin analizine göre, bunun en önemli nedeni şirketin pazar değerlemesinin daha önce çeşitli kuruluşlar tarafından 20 milyar dolar olarak ilan edilmesine karşın şirketin bu rakamın yarısından az bir fiyatla piyasaya çıkması. Bunun dışında Zynga’nın Facebook ile yaptığı 5 yıllık imtiyazlı oyun hizmet sağlayıcısı anlaşması, şirketin henüz devreye sokmadığı reklam, ürün yerleştirme ve popüler oyun unsurlarını markalaştırma (merchandising) gibi yeni iş modelleri yatırımcıların beklentisini daha da arttırıyor.

Bu durum sadece Zynga ile de sınırlı değil. Asya pazarında faaliyet gösteren oyun firması Nexon’un geçtiğimiz günlerdeki piyasaya arz ettiği 1.2 milyar dolar değerinde hisse de benzer bir şekilde ilgi gördü. Buna Blizzard’ın ayda 500 milyon dolar gelir elde ettiği World of Warcraft, Electronic Arts’ın Facebook’ta en çok ilgi gören 3 oyundan biri olan SimsSocial gibi oyunları da eklersek ortaya çıkan sektörün küresel ekonominin zirvelerine doğru yol aldığı da görülebilir. DFC araştırma şirketi, dijital oyun sektörünün 2016’da 81 milyar dolarlık bir hacime ulaşacağını ve bununla da müzik endüstrisinin 3 katı boyuta geleceğini öngörüyor.

Evet, burası Yeni bir medya ve bunun en önemli ayağını da oyun sektörü oluşturuyor.

Peki bizim eski medya sektörünün patronları bunu böyle görüyorlar ve ülkemizdeki çok değerli oyun firmalarına yatırımcı oluyorlar mı?
TTNet’in Sobee yatırımı hariç bu konuda ciddi bir adım var mı?
Yok canım, ne alakası var? Oyun da medyadan mı sayılırmış? Allah Allah!

 

İnternet temel insan hakkı olmalı mı?

Handshake_from_laptop

Sosyal, kültürel, ekonomik ve politik ilişkileriyle yeni bir yaşam alanına dönüşen internete yeni anayasamızda yer verilmeli!

Türkiye yeni bir yıla hazırlanırken 2012 boyunca ülke gündeminin en üst sıralarında Yeni Anayasa tartışmaları yer alacak. Günü kurtarmaya alışmış ülkemizde kamuoyu bu konuyu şimdiden gelecek yıla ertelemiş görünüyor. Ancak dikkatlerden kaçmaması gereken nokta, yeni anayasa yapım sürecinin başlamış olduğu ve sivil toplumdan gelecek taleplerin 31 Aralık’a kadar TBMM’ne iletilmesi gerektiği. Geçen hafta yaptığı bir açıklamayla bu kritik takvimin altını çizen TBMM Başkanı Cemil Çiçek de, şimdiye kadar 21 binden fazla kurum ve kuruluşu konuya ilişkin bilgilendirdiklerini ancak geri dönüşün çok az olduğunu ifade etti.

Kendi meslek alanım olması nedeniyle ‘İnternet’in mevcut durumu ve gelişmeleri bağlamında yeni anayasa çalışmalarına nasıl katkı sağlanabilir?’ sorusunu ve yanıtlarını uzun zamandır gerek bireysel, gerekse Alternatif Bilişim Derneği, İnternet Vatandaşları Topluluğu gibi sivil inisiyatifler çerçevesinde düşünüyor, tartışıyor ve çözüm önerileri üzerinde çalışıyoruz.  Bu çalışmalar kapsamında en temel tartışma konuları ise, internetin ‘ne’ olduğu, bir ‘temel hak’* olarak kabul edilip edilmeyeceği, Anayasa’da yeri olup olmayacağı ve olacaksa Anayasa’da nasıl yer alacağı idi. Kişisel olarak tartışmalarda gözlemlediğim en önemli husus, internetin ne olduğuna ilişkin herkesin farklı bir bakışı olmasıydı. Kuşkusuz bu, herkesin kendi internet deneyiminden kaynaklanan bir farklılık. Hiç kullanmayanlar için uzak durulması gereken bir garabet, çok kullananlar için ise birincil yaşam alanı. Tabii bu farklılık diğer tartışma konularının yanıtlarını da etkiler nitelikte. Ancak, internet üzerinde oluşan sosyal, kültürel, ekonomik ve politik ilişkilere ve bunların güçlü etkilerine bakarak bu noktaya gelmeyi bekleyecek zamanımız da yok. İnsanlar fiziksel sınırları kaldıran bu sanal ortamda arkadaş oluyor, eğleniyor, üzülüyor, iş yapıyor, para harcayıp kazanıyor, gruplaşıyor, evleniyor, dolandırılıyor, vs. Fiziksel dünyayla entegre ele alınması ve düzenlemesi gereken yüzlerce hatta binlerce vaka olagelmekte. Kısacası, insanlık interneti daha çok deneyimledikçe bu ortam, onun için tamamlayıcı bir yaşam alanı noktasına doğru ilerliyor.

İşte tam bu noktada toplumların yaşam alanlarına sirayet etmekte olan internetin devletlerin vatandaşlarıyla aralarında yaptıkları ana sözleşmeye bir temel hak olarak dahil edilmesinin gerekliliği konuşulabilir. Bunun elbette hukuk tekniği açısından bir takım zorlukları olabilir ancak internetin bir yaşam alanı olduğunda uzlaşırsak, bir başlangıç olarak onu Anayasamıza temel bir hak olarak koyup Bilgi Toplumu olma yolunda ilk adımı atabiliriz. Bu adım, bizi bir anda dünyada interneti temel bir hak olarak kabul etmiş olan Finlandiya, Estonya ve İzlanda ile birlikte dünyanın en ileri ülkelerinin seviyesine getirir ve interneti eninde sonunda Anayasalarına dahil edecek AB ve diğer dünya ülkelerinin önüne taşır. Sadece bu açıdan bile internet, Türkiye için vizyoner bir kavram haline gelir.  

Sivil toplum olarak katılımcı demokrasiden söz ediyorsak, sürecin bir parçası olmadan ona dışarıdan eleştiri getirmenin anlamsızlığı yerine katılımcı bir anlayışla katkılarımızı ve varsa eleştirilerimizi bunun içine girerek yapmanın en akılcı yol olduğunu da unutmayalım.  Sadece internet değil yaşamın her alanında toplum olarak ihtiyaç duyduğumuz her türlü talebi Yeni Anayasa çalışmalarının adeta yürütme organı olan TBMM Başkanlığı ve/veya Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na gönderelim. Internetle ilgili Anayasal talepleri de düşünelim, tartışalım ve interneti gündemin üst sıralarına taşıyalım. Unutmayalım, burası hepimizin yaşam alanı ve bu konuda sesimizi duyurmak için son tarih 31 Aralık!

Internet_as_basic_human_right

 * Temel Hak: İnsanın sadece insan olması nedeniyle vazgeçilmez ve devredilemez hakları. (Doç. Dr. Elif Küzeci)

 

İnternetten Para Kazanma ‘Kılavuzu’ (2)

Long-tail

LongTail (Uzun Kuyruk), siber ağlarda ticari rekabet avantajı sağlayabilmek için odaklanılması gereken temel kavramlardan biri.

Geçen hafta Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü’nde verdiğim ‘NM101: Yeni Medya’ya Giriş’ dersinde önemli bir konuk hocamız vardı; Cocuk.com ve istanbul.com gibi popüler sitelerin de sahibi olan dijital hizmetler firması Adsmrt’ın Genel Müdürü Volkan Kırtok, siber ağ ekonomisi üzerine iş deneyimlerini öğrencilerle paylaştı.
Volkan_krtok_nm101

Kırtok’un anlattıkları arasında bana göre en sıradışı olanı, ABD’de Netflix adlı online dizi ve film izletme şirketinin satış temsilcisi iken yaptıkları bir pazarlama kampanyasıydı. Birkaç yıl önce herkesin Torrent paylaşım siteleri üzerinden bedava dizi ve film indirip izledikleri bir pazarda, ellerindeki içeriği nasıl olup da ücretli satabileceklerini düşünürken akıllarına ‘tuhaf’ bir fikir gelmiş; Torrent sitelerine reklam vermek! Fikrin üzerinde biraz daha çalışıp ellerindeki dizi ve film portföyünden herhangi birini Torrent sitelerinden indirmek isteyenlere ‘Bu ve diğer binlerce dizi ve filmi ayda sadece 4.99 $’a YASAL olarak izlemek ister misiniz?’ şeklinde bir teklif götürebilecekleri bir reklam kampanyası kurgulamışlar. Öğrencilerin ilgiyle dinlediği ve tanıtım için seçilen mecranın ucuz reklam tarifesi, hizmetin rasyonel ücreti ve reklamın kişiselliği ve dili gibi siber ağ ekonomisini iyi analiz eden bu kampanya kurgusunu iyi uygulamanın ödülünü ise, o yıl New York bölgesinde en çok satış yapan temsilci firma olarak almışlar.

İşte Yeni Medya bu tip yaratıcı iş modellerine açık bir ağ ortamı. Bu karmaşık ortamda rekabet avantajı sağlamak için kitapların teorilerinin ötesinde uygulamaların pratiğinden yararlanmak gerekli. Çünkü burası ¨Bedavadan nasıl para kazanılır?¨ gibi ‘tuhaf’ sorulara çok sayıda mantıklı yanıt geliştirilebilen bir iş alanı?! Bu güçlü pratik çerçevesinde giderek belirginleşmeye başlayan temel kavramların bence en önemlisi Long Tail. Çok bir şey çağrıştırmasa da dilimize Uzun Kuyruk olarak çevirilen bu kavram, temelde Yeni Medya ekonomisini ¨bir mal ya da hizmeti ne kadar sanallaştırırsanız onu ağ ortamında pazarlamanız için o kadar uygun koşullar oluşturacak¨ noktaya götüren ticari bir bir enstrüman.
Longtail_concept

Örnek olarak kağıt baskı bir kitabı satabilmek için kabaca yazar, yayınevi, matbaa, depolama, dağıtım, satış ve pazarlama süreçlerinden geçmesi ve bu aşamalarda oluşan tüm maliyetlerin kitabın fiyatına yansıması gerekli. Barnes&Noble gibi bir yayıncı aynı kitabı mağaza yerine siber ağlar üzerinden pazarlamak istediğinde ise, öncelikle satış ve pazarlama maliyetlerinde dramatik düşüşler söz konusu olur. Ancak eğer bu kitabı e-kitap olarak tamamen sanal ortamda satma yolu seçilirse matbaa, depolama, dağıtım, satış ve pazarlama kalemlerinin hepsinde birden çok ciddi maliyet tasarrufu sağlanabilir. Buna bir de internetin sonsuz sayıda sanal raflarına sadece popüler değil niş kitapların da konulabildiğini ve bunlara bile dünyanın her yerinden müşteri çıkma potansiyelini eklerseniz satış hacminin de ne boyutta arttırılabileceği kolaylıkla görülebilir.  
Long_tail_the_bit_player_advantage

LongTail kavramı üzerinden geliştirilen dijital pazarlama araçlarının sağladığı rekabet avantajı şimdilik Amazon, Rhapsody gibi öncü firmaların cirolarını katlayarak arttırıyor. Örneğin bu, bir mal ya da hizmet ile ilgilendiğinizde ona yakın karakteristikte bir diğerini müşteriye önerebilen tavsiye sistemleri sayesinde, niş ürün ve hizmetlerin de öne çıkması sağlanmakta ve satış hacmi daha da artmaktadır. Bu bağlamda LongTail kavramını Yeni Medya ortamı için adeta baştan yaratan Wired dergisi Genel Yayın Yönetmeni Chris Anderson, böylesi bir sanallaşmanın sonucunda tüketicinin örneğin 15 dolardan satılan bir müzik albümü yerine o albüm içinden en beğendiği şarkıyı 80 cente alabildiğini ve toplam satış hacminin de tavsiye sistemlerinin de desteğiyle eskisinin 100 katına çıkabildiğini savunuyor. Yani eskisinden yaklaşık 5 kat daha fazla bir ciro söz konusu.
Long_tail_real_cost_of_music
Increase_in_revenue_by_long_tail

İşte kitap, müzik, film, oyun ve medya sektörlerinin Yeni Medya’nın para kaybettiren değil aksine çok daha fazla para kazandıran bir yer olduğunu anlamaları için asıl kafa yormaları gereken de bu kavramlar üzerine inşa edilecek iş modelleri. Bunu yapmak yerine bildiklerini okumakta ısrar ederlerse Volkan Kırtok benzeri genç girişimciler, tek başlarına bugünün dev endüstrilerinin en büyük rakibi olurlar.

 

Tags