İngiliz Guardian Gazetesi, radikal bir adım atarak, iş odağını geleneksel medyadan yeni medyaya kaydırdığı bir organizasyon değişikliğine gitti.
Geleneksel medyadaki her yönetici ve patron ‘geleceğin internette’ olduğuna ilişkin bol bol konuşup demeç patlatır ancak söz konusu ‘gelecek’ nedense bir türlü gelmez! Bu tirajikomik gidişatta en büyük pay ise, kendilerinden ziyade hemen yanıbaşlarında duran ve herşeyi danıştıkları medya psikoposlarında. Bu ortaçağ zihniyetli danışmanlar, sürekli ‘internetin anarşik bir ortam olduğunu, bu yüzden kendi medya gruplarının internet işlerinden yeteri kadar para kazanamadığını ve şimdilik kendi asıl işlerine odaklanmaları gerektiği’ masalını anlatır patronlarına. Oysa medyanın üzerine yavaş yavaş çökmekte olan sektörel krizle baş edebilmenin yegane yolu, bir an önce yeni medyaya odaklanmak ve bu ortamın ruhuna uygun yapısal bir değişikliğe gitmek.
Bu konuda en radikal adım, geçtiğimiz hafta İngiliz
Guardian Medya Grubu’ndan geldi.
Gazetelerinin tirajlarında yaşanan sürekli ve ciddi düşüşler nedeniyle 5 yıl içinde nakit sıkıntısına gireceğini öngören Grup, ‘
digital-first’ (önce dijital) adını verdiği yeni bir organizasyon değişikliğine giderek ‘gazetenin’ ana iş odağını, internet ve mobil mecralar olarak belirledi. Bu yeni organizasyonda genel yayın yönetmenliği
guardian.co.uk web sitesinin başındaki
Alan Rusbridger’e geçmiş oldu. Rusbridger,
kendisiyle yapılan röportajda ‘bu değişiklikteki öncelikli amacın nereye doğru gidildiğinin tüm çalışanlarca farkedilmesi ve bunun benimsetilmesi’ olduğunu söyledi. Tabii bu, yalnızca vizyona dayanan bir söylem değil. Yeni Medya alanında yıllardır önemli gelişmeler kaydeden Guardian web sayfaları, Mayıs 2011 itibarıyla 50 milyonu aşkın tekil ziyaretçi ile dünyanın önde gelen internet uğrak noktaları arasında. Birkaç ay önce piyasaya çıkan iPhone uygulaması da 400,000 kişi tarafından indirilmiş.
Guardian’ın diğer gazete haber sitelerinden farkı ne? Öncelikle bu konuyu diğerlerinden çok daha erken farkederek siteyi ‘Gazeteye eklemlenmiş bir yan mecra’ konumundan çıkartarak onu ‘içeride haber ve ötesini bulabileceğiniz etkileşimli bir platform’ haline getirmeleri. Siteye girenler, haberden farklı olarak finans, sağlık, vd. konularda uzmanlardan etkileşimli yorumlar alabiliyor, etkileşimli ve sürekli güncel iş ilanlarından iş arayabiliyor, online oyunlar oynabiliyor, belgesel izleyebiliyor ve hatta organik tarım ürünleri satın alabiliyorlar. Geçen yıl açılan ve henüz beta aşamasında olan yurttaş gazeteciliği denemesi olan ve detaylarını aşağıdaki sunumda görebileceğiniz ‘
Open Platform’ ise, giderek bir sosyal medya platformuna dönüşmekte. Diğer sosyal medyalardaki gibi herkesin haber, görüş ve yorum yazabileceği bu platformda Facebook’takine benzer biçimde çeşitli konularda uygulamalar (örneğin seyahat yorum ) geliştirip buraya koyabiliyor ve kendi takipçi kitlenizi yaratabiliyorsunuz. Platformun bir özelliği de, kullanıcılardan gelen tüm bu enformasyonu, etkileşimli bir harita üzerine yerleştirerek, her konuyu konum boyutuyla da değerlendirme olanağı sağlaması. Böylelikle seçim sonuçları gibi konularda olayı çok daha açık gözünüzde canlandırmakla kalmıyorsunuz, aynı zamanda bir çok kaynaktan gelen bilgi ve yorumları tek bir harita üzerinde görebilme şansınız oluyor.
Grubun tepe yöneticisi (CEO)
Andrew Miller da,
internet için 10 değişik gelir modeli belirlediklerini ve
bir-iki yıl içinde gelirlerini iki katına çıkartıp giderlerini de ciddi oranda azaltacaklarını söylüyor. Bu kalemlerın başında ise, hızla artan iş ve eleman arama hizmetleri, evlilik servisleri ile online oyunların geldiğini vurguluyor. Özellikle reklamverenlerinin ve iş ortaklığı yaptıkları markaların kendilerine yeni medya konusunda tam destek verdiklerini ifade eden Miller, kağıt gazeteye de tirajlar makul bir düzeyde seyrettiği sürece devam edeceklerini ancak içerik üretiminin artık internet odaklı hazırlanacağının da altını çiziyor. Guardian’ın çıktığı bu yol kesinlikle umuda doğru ancak bu yolda dikkat etmeleri gereken en kritik husus, içerik ile reklam arasındaki mesafeyi internette de koruyabilme becerisini göstermeleri ve güvenilirliklerin ödün vermemeleri.
Peki bu konuda Türkiye’de ne yapılıyor? Bol bol konferans düzenleniyor ve ¨Yeni Medya'nın ne kadaaar önemli olduğu¨ kulaklara fısıldanıyor.
İcraat mı? Daha fırtınaya çooook var yahu. O zamana kim öleee, kim kalaaa!