Cep telefonu amaç değil araç

Media_httpismailhpola_wijac

Turkcell, yeni tanıttığı telefonu T20 ile ses operatörlüğü ağırlığını yeni medya yayıncılığına doğru kaydırıyor.

Kalabalık bir basın kitlesi tarafından doldurulmuş salon. Şirket tepe yöneticileri tarafından yapılan özenli sunum ve demolar.  Ve internet üzerinden dünyanın her yerinden izlenebilen canlı yayın... Turkcell’in yeni akıllı telefonu T20’nin tanıtımını bilgisayarımın ekranından izlerken sanki bir Apple iPhone lansmanı izliyormuşum hissine kapıldım. İşin ilginç tarafı Turkcell’in böyle bir adımı atmasındaki önemli hedeflerinden biri, Apple’ın mobil dünyadaki dayatmacı yaklaşımına karşı bir alternatif geliştirebilmekti. Bu adımları henüz yolun başında ama gidilen yönün doğruluğuna ilişkin kuşku yok. T20, Turkcell’in kendi adına ürettirdiği telefon zincirinin T10’dan sonraki ikinci halkası. İlk modelden daha hızlı, daha kapasiteli ve daha yüksek çözünürlüklü ve tam dokunmatik ekrana sahip. Uygulamalar açısından ise oyun, müzik, video, haber, Mobil TV gibi Turkcell’in temel katma değerli hizmetleri sunulmuş olanların da ötesinde yenilikler var. Bunların başında ise Cep T Cüzdan uygulaması geliyor. Telefonu bir kredi kartı olarak kullanmanızı ve alışverişlerde ödemelerinizi temassız ve hızla yapmanızı sağlayan bu uygulama mağaza ve bankalarla hali hazırda yapılan işbirlikleri genişletildiğinde cebimizde taşıdığımız cüzdanda epey bir hafifleme yaratabilir. Cebimizdeki ağırlıklardan bizi biraz daha kurtabilecek diğer iki hizmet de, CepKumanda ve CebeBağlan. Şimdilik ev ya da ofisimizdeki birkaç cihaza uzaktan erişim ve kumanda özelliği sağlayan uygulamaların yine ev/ofis cihazları üreticileriyle yapılacak işbirliği sayesinde uzun vadede bize adeta bir genel anahtar fonksiyonu sağlayabileceğini düşünüyorum. Ayrıca RehberPlus gibi telefon rehberimizdeki kişilerin sosyal medya hesaplarını da bulup ekleyerk basit bir telefon rehberini bir kişisel sosyal ağa dönüştüren uygulamayı da beğendiğimi söylemeliyim. Ancak telefonun kamera özelliklerini yetersiz bulduğumu da ekleyeyim; Bir defa daha önce iPhone ve Samsung Galaxy gibi akıllı telefon deneyimi yaşayan kişiler için çift kamera özelliği vazgeçilmez. Bir de kapalı mekan ve gece çekimlerinde ışık problemi yaşanabilir. Ancak telefonun 419 TLlik fiyatı ve buna Turkcell tarafından eklenen ücretsiz dakika/kontör ve data miktarlarının telefonu fiyat ve ekonomi açısından öne çıkartması adına bu özelliklerden ödün verilmiş olabilir. Tüm bunların ötesinde Android 2.3.3 gibi Google’ın tüm servislerinden etkin yararlanmayı sağlayacak uygulamalara açık bir işletim sistemi de büyük avantaj. Sonuç olarak T20, Turkcell’in mobil operatör deneyimini ses operatörlüğünden yeni medya yayıncılığına doğru ilerletecek önemli bir adım olarak düşünülmeli. Turkcell’in bu yeni medyadaki rolü, küresel ve yerel internet firmaları, bankalar, ev/ofis cihazları üreticileri, oyun, sosyal medya, müzik ve e-ticaret şirketleri gibi iş birlikleriyle devasa bir değer zincirinin yönetimi. Cep telefonu bu yolda tüketiciye erişmekte bir araç. Amaç ise, bu zincirdeki halkaların sayısını arttırarak tüketiciye hayatının her alanında hizmeti Turkcell şebekesi üzerinden sunabilmek! Bitirirken bir eleştirimi de ekleyeyim; ‘Turkcell yeni medya yayıncılığına doğru ilerliyor.’ diye yazıyoruz ama T20 lansmanının canlı yayın görüntüleri neden yayın sonrası Turkcellmedya.com sitesine konulmaz, anlamak mümkün değil! Yapılan Applevari tanıtım şovu sadece canlı yayın sırasında izlenecek ve bu yayını kaçıranlar sitedeki basın bültenleri ile yetineceklerse Turkcell’in geleneksel yayın organlarından bir farkı kalmaz, aksine eksiği kalır. Kendilerine önerim, bu canlı yayın kayıtlarına sitelerinde ve Youtube’deki Turkcell kanalında yer vermeleri. Böylece geleneksel TV akışından öte ileri-geri alınıp durdurulabilir yani kontrol edilebilir bir yeni medya yayıncılık ‘akışına’ geçilmiş olur.

Tablet: Medyanın İlacı?

Media_httpismailhpola_rvlvd

Tablet bilgisayarlar geleneksel medyanın derdine derman olmak için bir umut ancak bugüne dek yapılanların pek azı gelecek vaadediyor.

21. Yüzyıla girdiğimizi geç idrak eden medya sektöründe, hala interneti kendi düzenine rakip hatta düşman olarak gören ciddi bir çoğunluk var. Bunların içinde güç sahibi olanların işi kendi gruplarının internet üzerinde yaptığı yenilikleri baltalayacak kadar ileri götürenleri bile var. Tabii bu ortaçağ psikoposu zihniyeti, medya gruplarında umutla görev alan yeni medya kuşağını da olumsuz etkiliyor. Azimle  geliştirilmeya çalışılan projeler, muhafazakar ve kibirli eleştirilere dayanamayıp birer birer gündemden düşürülürken, bu genç beyinlerin de patronaj katındaki sinsi dedikodular sayesinde önü kapanıyor, şevkleri kırılıyor. O aşamadan sonrası ise, ya etliye sütlüye karışmadan bu geleneksel medya egemenliğine boyun eğmek  ya da istifa edip internetin fırsat ve tehditlerine yelken açmak. Merak ediyorum, günün birinde yazılacak medya tarihinde ‘gazetenin tirajını düşürüyor’, ‘internet para kazandırmıyor’, ‘okurların yorumlarını yayınlayıp beni neden onlarla muhatap ediyorsunuz’ gibi gerekçelerle çöpe giden onlarca projeye ve o süreçte heba edilen onlarca yeni medya insanına da yer verilecek mi? Sözün özü, yeni medya aşısı geleneksel medya bünyesinde alerji yaratıyor!
Son zamanlarda geleneksel medyada baş gösteren ¨Aman, tablet bilgisayarlar çok revaçta! Biz de hemen bir iPad’de çalışan ‘bir şeyler’ çıkartalım. Hatta Android'i de olsun!¨ tarzı slogancı yaklaşımını bu çerçevede incelemek lazım. Burada amaç, internet kullanıcılarına işlevsel bir yeni medya hizmet sunmaktan ziyade medya grubunun ‘yenilikçi’ ve ‘teknoloji lideri’ marka algısına katkı sağlamak. Bu önceliğe, bünyedeki Orta Çağ Psikoposları’nın eleştirisine maruz kalacak yeni medya çalışanlarının burnu sürtülmüşlüğü de eklendiğinde ortaya iyi bir şeyler çıkmasını beklemek, hele hele bunun uzun soluklu bir iş olacağını zannetmek, saflık olur. İşte bugünlerde medya gruplarının gazete ve TVleri tarafından sunulan ‘tablet yayıncılık hizmetleri’ de bu tanıma uyan seviyede. Çoğu kendi web sitesini aynen tablet bilgisayara kopyalamış. Hatta bazılarının tablet uygulaması o kadar kötü ki, oradan çıkıp web adresine gittiğinizde daha rahat ediyorsunuz. Tablet kullanıcılarını en rahatsız eden şey ise, üzerine tasarım yaptıkları cihazın özelliklerini tam kavramadan alelacele piyasaya sürülmüş olduklarınn ayan beyan ortada olması. Örneğin; Hürriyet Gazetesi’nin iPad uygulaması geçtiğimiz günlerde Bin Ladin’in ölümü üzerine yıldırım baskı yapmış. Kelebek yazarı Cengiz Semercioğlu da bunu ballandıra ballandıra anlatmış. İyi de bu haberden o uygulamayı indiren benim bile haberim olmadı. Peki neden? Çünkü iPad türü mobil cihazlardaki uygulamaların en benzersiz özelliği, cihazın ekranına yolladığı sesli ya da titreşimli bir uyarı mesajıyla  (notifikasyon) duyurabilmesidir. Tablet yayıncılık uygulamasında bu özelliğe yer vermeyen bir hizmet, şimşek baskı yapsa ne yazar? Daha bunun gibi geleneksel medyanın özel içeriğine avantaj sağlayabilecek o kadar çok özellik var ki!
Tablet cihazlarda içeriğin de ötesinde en önemli husus, reklamcılık ve reklamverenler diğer mecraların hepsinden daha uygun bir reklam deneyimi yaşatmasıdır. İnternet kullanıcısını pasif bir reklam izleyicisi olmanın ötesine ekranı parmağıya kontrol edilebilen ve ürüne neredeyse dokunabildiği, hareketli, üç boyutlu ve müşterinin konumunun bilindiği bir ortamdan reklamverenler için kimbilir ne benzersiz deneyimler çıkartılabilir! Bunun için doğru strateji ise, tablete bu bakışla yaklaşabilen ve medya psikoposlarının etkisinde kalmayacak yönetimlerin insiyatifiyle yaratıcı gençler, deneyimli yayıncılar ve reklamcılardan oluşturulan bir ekip ve bunların deneye-yanıla geliştireceği projelerde.  Bu yaklaşımın ilk ışıkları geleneksel medyada olmasa da yeni tablet yayıncılarının girişimlerinde görülüyor. Örnek görmek isterseniz, LOG dergisi, Zete, Dipnot gibi yerli tablet uygulamalarına bakmanızı öneririm. Yurtdışında ise, gittikçe daha da rakipsizleşen Wired dergisinin ücretsiz son sayısını indirmek ya da Flipboard uygulamasını deneyimlemek, size bu yazıyı sabırla okumaktan daha fazlasını anlatacak!

Not: Geleneksel medyanın iPad'e bakışı konusunda Yurtsan Atakan'ın şu yazısını da okumanızı öneririm.

Cep Telefonu Pazarında Devir Değişiyor

Media_httpismailhpola_ecjil

Cep telefonu sektöründe yeni yetme oyuncular,  yılların devasa firmalarının tahtını fena sarsıyor!  

Gartner’in geçen ay açıkladığı 2010 ikinci çeyrek cep telefonu pazarı araştırmasına göre dünyada son 3 ayda toplam 325 milyon cep telefonu satılmış.  Bu, geçen yıl aynı döneme göre %14lük bir artışı gösteriyor.  Pazarda olumlu bir gidişata işaret eden bu artışa karşın açıklanan diğer rakamlar, sektörün 'tartışılmaz' lideri Nokia ve pazarın eski firmaları için tehlike çanlarının çalmaya başladığı mesajını veriyor; Pazarın en büyük 5 firması (Nokia, Samsung, Motorola, LG ve Sony Ericsson)  ikinci çeyrekte Apple, RIM ve HTC  gibi pazarın yeni sayılan oyuncularına karşı %4.1 pazar payı kaybetmiş.  Samsung ve LG firmalarındaki toplam % 1.5 civarı artışa karşın lider Nokia %2.6 ve Motorola da %2.8lik düşüş yaşamış, SonyEricsson ise adeta yok olma noktasında.  Üstelik yeni oyuncuların sadece üst gelir seviyesine hitap eden akıllı telefonlar ürettiğini göz önüne alırsak, bu rakamların ciddiyeti anlaşılır. Peki  yaklaşık 20 yıldan beri pazarı tekellerinde tutan bu dev firmalar bu çıkmaz yola nasıl girdi? Mobil iletişim sektörünün başlangıcı olan 1990lı yıllarda Ericsson, Nokia, Motorola, Siemens, Alcatel gibi mobil altyapı firmalarının hepsi mobil iletişim sistemlerini bir bütün olarak ele alıp değer zincirinin şebekeden telefona tüm halkalarını kendi ürünleriyle tamamlıyor ve mobil operatörlere temin ediyorlardı. O yıllarda Dünya GSM Birliği’nin (GSMA) belirlediği standartları da tasarlayan bu firmaların hem tasarım, üretim ve dağıtım güçleri, hem de operatörlerle ilişkilerine karşı rekabet imkansızdı. Çünkü o dönemlerde telefonun en önemli fonksiyonu konuşma idi ve GSM şebekesini çok iyi tanıyan bu firmalarla ses kalitesi, fiyat ve dağıtım ağı rekabeti yapmak zordu. Bu gidişat, 2000li yılların başına kadar değişmeden geldi.   O yıllarda işin içine önce SMS ve daha sonra da mobil internet girmeye başladı. Aynı dönemdeki ekonomik krizin de olumsuz etkileriyle Alcatel, Siemens gibi markalar pazardan silinirken Ericsson, çareyi Sony ile güç birliği yapmakta buldu.  Pazardaki bu değişimi ve telefonun kulaktan öte göze de hitap etmesinin avantajını farkeden Samsung ve LG de, bu dönemde önemli paylarla sektöre giriş yaptılar. Tüm bu değişime karşın mobil şebekeler ve operatör dinamiklerini iyi bilen Nokia, Motorola ve Sony Ericsson gibi eski firmalar, bu sektör  hakimiyetlerinin rekabet için yeterli olacağını düşünmüş olmalılar ki, mobil interneti yeterince iyi değerlendirmeyip bu konuda ortak bir standart hazırlamaktan kaçındılar. Symbian, Java gibi başıboş çözümler de bu ilgisizlik sonucu hep zayıf kaldı ve tüketiciler de bu eski firmalar ne verirse onu yedi; Taa ki birkaç yıl önce piyasaya sunulan, mobil internet özellikleri yüksek akıllı telefonlara kadar. Önce Blackberry ve iPhone ile vücuda gelen bu telefonlar, Pazar dinamiklerini iyiden iyiye değiştirmeye başladılar.  Bunlara  Google’ın geliştirdiği Android mobil işletim sistemiyle çalışan HTC de eklendi ve bir anda yıllardır aynı yemeği yemekten bıkan tüketicinin gözdesi  oluverdiler. Eskiler ise, pazarın değişimini anlamaya çalışırken yılların verdiği tatlı para rehavetini hala üzerlerinden atamamışa benziyor. Geliştirdikleri tüm çözümler, iPhone ya da Blackberry’nin görselliği ya da HTCnin fonksiyonelliğinin yanına bile yaklaşmaktan uzak. Yazıdaki rakamlardan da yola çıkarak yorumum, Nokia ve Motorola bu kurumsal rehavetle tüketicilere çözüm sunmaktan giderek daha da uzaklaşmaktalar ve bunun sonucu önümüzdeki dönemde daha da fazla pazar kaybedecekler. Mobil internet ve akıllı telefon mantığına daha yakın olan Samsung ve LG’nin ise bir süre daha pazarda tutunması olası. Ancak açıkça görünen, yakın gelecekteki büyük rekabet, Apple ve Anroid işletim sistemini kullanan HTC gibi firmaların akıllı telefonları arasında olacağı. Tüketiciye artık sesin ötesinde bir şeyler sunmak lazım. Sesim geliyor mu? (15 Ağustos 2010, Business Week Türkiye)
Tags
  • android (5)