Cep Telefonu Pazarında Devir Değişiyor

Media_httpismailhpola_ecjil

Cep telefonu sektöründe yeni yetme oyuncular,  yılların devasa firmalarının tahtını fena sarsıyor!  

Gartner’in geçen ay açıkladığı 2010 ikinci çeyrek cep telefonu pazarı araştırmasına göre dünyada son 3 ayda toplam 325 milyon cep telefonu satılmış.  Bu, geçen yıl aynı döneme göre %14lük bir artışı gösteriyor.  Pazarda olumlu bir gidişata işaret eden bu artışa karşın açıklanan diğer rakamlar, sektörün 'tartışılmaz' lideri Nokia ve pazarın eski firmaları için tehlike çanlarının çalmaya başladığı mesajını veriyor; Pazarın en büyük 5 firması (Nokia, Samsung, Motorola, LG ve Sony Ericsson)  ikinci çeyrekte Apple, RIM ve HTC  gibi pazarın yeni sayılan oyuncularına karşı %4.1 pazar payı kaybetmiş.  Samsung ve LG firmalarındaki toplam % 1.5 civarı artışa karşın lider Nokia %2.6 ve Motorola da %2.8lik düşüş yaşamış, SonyEricsson ise adeta yok olma noktasında.  Üstelik yeni oyuncuların sadece üst gelir seviyesine hitap eden akıllı telefonlar ürettiğini göz önüne alırsak, bu rakamların ciddiyeti anlaşılır. Peki  yaklaşık 20 yıldan beri pazarı tekellerinde tutan bu dev firmalar bu çıkmaz yola nasıl girdi? Mobil iletişim sektörünün başlangıcı olan 1990lı yıllarda Ericsson, Nokia, Motorola, Siemens, Alcatel gibi mobil altyapı firmalarının hepsi mobil iletişim sistemlerini bir bütün olarak ele alıp değer zincirinin şebekeden telefona tüm halkalarını kendi ürünleriyle tamamlıyor ve mobil operatörlere temin ediyorlardı. O yıllarda Dünya GSM Birliği’nin (GSMA) belirlediği standartları da tasarlayan bu firmaların hem tasarım, üretim ve dağıtım güçleri, hem de operatörlerle ilişkilerine karşı rekabet imkansızdı. Çünkü o dönemlerde telefonun en önemli fonksiyonu konuşma idi ve GSM şebekesini çok iyi tanıyan bu firmalarla ses kalitesi, fiyat ve dağıtım ağı rekabeti yapmak zordu. Bu gidişat, 2000li yılların başına kadar değişmeden geldi.   O yıllarda işin içine önce SMS ve daha sonra da mobil internet girmeye başladı. Aynı dönemdeki ekonomik krizin de olumsuz etkileriyle Alcatel, Siemens gibi markalar pazardan silinirken Ericsson, çareyi Sony ile güç birliği yapmakta buldu.  Pazardaki bu değişimi ve telefonun kulaktan öte göze de hitap etmesinin avantajını farkeden Samsung ve LG de, bu dönemde önemli paylarla sektöre giriş yaptılar. Tüm bu değişime karşın mobil şebekeler ve operatör dinamiklerini iyi bilen Nokia, Motorola ve Sony Ericsson gibi eski firmalar, bu sektör  hakimiyetlerinin rekabet için yeterli olacağını düşünmüş olmalılar ki, mobil interneti yeterince iyi değerlendirmeyip bu konuda ortak bir standart hazırlamaktan kaçındılar. Symbian, Java gibi başıboş çözümler de bu ilgisizlik sonucu hep zayıf kaldı ve tüketiciler de bu eski firmalar ne verirse onu yedi; Taa ki birkaç yıl önce piyasaya sunulan, mobil internet özellikleri yüksek akıllı telefonlara kadar. Önce Blackberry ve iPhone ile vücuda gelen bu telefonlar, Pazar dinamiklerini iyiden iyiye değiştirmeye başladılar.  Bunlara  Google’ın geliştirdiği Android mobil işletim sistemiyle çalışan HTC de eklendi ve bir anda yıllardır aynı yemeği yemekten bıkan tüketicinin gözdesi  oluverdiler. Eskiler ise, pazarın değişimini anlamaya çalışırken yılların verdiği tatlı para rehavetini hala üzerlerinden atamamışa benziyor. Geliştirdikleri tüm çözümler, iPhone ya da Blackberry’nin görselliği ya da HTCnin fonksiyonelliğinin yanına bile yaklaşmaktan uzak. Yazıdaki rakamlardan da yola çıkarak yorumum, Nokia ve Motorola bu kurumsal rehavetle tüketicilere çözüm sunmaktan giderek daha da uzaklaşmaktalar ve bunun sonucu önümüzdeki dönemde daha da fazla pazar kaybedecekler. Mobil internet ve akıllı telefon mantığına daha yakın olan Samsung ve LG’nin ise bir süre daha pazarda tutunması olası. Ancak açıkça görünen, yakın gelecekteki büyük rekabet, Apple ve Anroid işletim sistemini kullanan HTC gibi firmaların akıllı telefonları arasında olacağı. Tüketiciye artık sesin ötesinde bir şeyler sunmak lazım. Sesim geliyor mu? (15 Ağustos 2010, Business Week Türkiye)

Cep telefonunuz neden önemli?

Media_httpismailhpola_tbtmu
21. Yüzyılın baş döndürücü hızla ilerleyen temposunda, iş ve özel yaşam sınırları giderek belirsizleşen bireyler için, en önemli hususlardan biri de zamanı verimli kullanabilmek. Gün içi koşuşturmacada her an, her yerden erişilebilir olmak, herkese erişebilmek, bilgiyi anında alıp verebilmek kısacası sınırsız iletişimde kalabilmek, iş dünyasında başarının anahtarı. İş gününün bitiminde ise, (kimi ihlallere karşın) sınırların çizildiği ancak daha sosyal bir iletişim süreci bekliyor insanları. Günümüzde böylesi bir iletişim trafiğini etkin biçimde yönetebilmek, sadece bir tek cihazla mümkün; Cep telefonu! Doksanlı yıllarda, büyük bir çoğunluk tarafından bir statü simgesi olmaktan öteye gitmeyen cep telefonları, artık iletişim ihtiyaçlarına göre seçilmesi gereken çok fonksiyonlu medya cihazlarına dönüştü. Bu dönüşümde, bireylerin ihtiyaçlarını saptayarak onlara bu doğrultuda telefon özellikleri sunabilen cep telefonu üreticilerinin büyük payı var. Bu bağlamda kullanıcı deneyimine dayalı tasarım (User Experience Design) olarak bilinen bu süreci beceriyle hayata geçirebilen firmaların, piyasaya sonradan girseler bile, başarılı olması kaçınılmaz. Geçtiğimiz haftalarda deneme fırsatı bulduğum birkaç telefon modelinden ikisi bu yönleriyle diğerlerinden biraz daha öne çıktı; Blackberry Bold 9700 ve HTC HD2! Piyasaya sürülen modelleriyle özellikle işini yoğun yaşayan bireyleri hedefleyen Blackberry, bu kitlenin taleplerini iyi analiz ettiğini Bold9700 modeliyle göstermiş. Telefon kutusunu daha ilk açtığınız andan itibaren “özel bir telefon” duygusunu yaşıyosunuz. Kendi hesabıma daha önce hiç Blackberry kullanmamış olmama karşın, basit yönlendirme talimatları sayesinde başlangıç işlemlerini sorunsuz tamamlayıp telefonu açtım . Bold 9700, ele çok iyi oturan ergonomik bir telefon. Klavyesi tek elle bile rahatlıkla kullanılabiliyor. Daha önceki modellerde menüde gezinmek için kullanılan yan düğme, trackball gibi dayanıklılığı düşük ve çabuk bozulan parçalar yerine kullanılan trackpad sayesinde, son derece akılcı düzenlenmiş menüler arasında rahatça dolaşabiliyor ve telefon rehberi, takvim, e-posta gibi temel özellikleri etkin biçimde kullanabiliyorsunuz. Ancak güzellikler bunlarla sınırlı. Telefonun önemli sayılabilecek bir kaç eksiği ise, internet ayarları ile internet sörfü sorunlu ve uygulama dükkanında az sayıda faydalı içerik bulunuyor. Daha genel bir ifadeyle Blackberry’nin bu model dahil tüm modellerinin bu internet özellikleriyle müşteri kitlesini tatmin etmekten çok uzak olduğu rahatlıkla söylenebilir. Özetle, zamanının değerini bilen iş adamları/kadınlarının kişisel iletişim ihtiyaçlarına yanıt veren ancak internet özellikleriyle sınıfta kalan “klas” bir telefon Bold9700. HTC HD2 ise, geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan ve iPhone’a rakip özelliklere sahip bir iletişim cihazı. İphone’dan biraz daha büyük 4.3 inç boyutu ve 480 X 800 WVGA çözünürlüğüyle fotograf ve video izlerken, web sitelerini gezerken hatta hava durumu verilerine bakarken bile olağan üstü bir görsel deneyim sunuyor. Windows Mobile 6.5 işletim sistemi sayesinde Office uygulamalarını sorunsuz kullanabilen HD2, Twitter,Facebook ve youtube gibi popüler Sosyal Medya uygulamalarını da geniş ekranında bilgisayardakine yakın bir kullanıcı deneyimiyle çalıştırıyor. Telefonun en önemli eksiği ise, MarketPlace adını verilen uygulama pazarındaki az sayıda uygulama. Buna bir de Türkçe menüsündeki çeviri hatalarını eklemek gerekiyor. Örneğin, telefonunuzun tuş kilidini açmak istiyorsunuz. iPhone kullananlar bilir, bunun için ingilizce menüde ekranda “slide” diye bir komut belirir ve sizden parmağınızı ekranda kaydırmanız istenir. HD2’ninTürkçe menüsünde de aynı şey var. Ancak “slide” sözcüğü, türkçe menüde “slayt” olarak tercüme edilmiş. Bunu çeviren kişinin, telefonu eline alıp denediğinden kuşkuluyum! (Aslında çoğu telefonun türkçe menüsünde bu tip hatalar var. Bununla ilgili sosyal medyada açılacak bir başlık epey ilgi çekerdi ) Mamafih, 5 MP kamerası, ilginç efektlerle süslenmiş fotograf albümü, şaşırtıcı bir performans gösteren navigasyon sistemi ve bir deFlash desteği sayesinde internet siteleri üzerinden doğrudan video çalıştırabilme avantajlarıyla iPhone ile rekabet edebilecek bir model HTC HD2. Telefon özelliklerinden ziyade internet özelliklerine önem veren ve sosyal medyayı günün her saatinde kullanmak isteyen teknoloji meraklıları için uygun bir telefon olabilir ancak bu haliyle iPhone ile rekabet etmesi zor. (Business Week Türkiye, 7 Şubat 2010)
Tags