Sosyal Medya’da faaliyet gösteren kişi, kurum ve kuruluşlar için en önemli husus, bu ortamdaki etki güçlerini ölçebilmek. Peki nasıl?
Sosyal Medya, girenin bir girmeyenin ise bin pişman olduğu engin bir deniz!..Geleneksel medyanın gazeteci-televizyoncu tayfasının son zamanlarda kıyasıya eleştirdiği ve bir ahlaksızlık-iftira yuvası vs. olarak nitelediği bu yeni iletişim ortamı, aslında büyük fırsatların da cazibe merkezi. Eski etki güçlerini yitirmeye başladıkları için çığlık atan bu çağdışı zihniyetin söylemlerini artık pek de ciddiye almayan sosyal medya kullanıcı kitlesinin her geçen gün büyüyerek geliştiğini görüyoruz. Dünyada ve Türkiye’de her üç internet kullanıcısından yaklaşık ikisi sosyal medyaları kullanıyor ve her giderek daha fazla vaktini burada geçiriyor. Özellikle Dijital Yerli dediğimiz genç kuşak için burası adeta bir yaşam alanı!Kuşkusuz bu durum, söz konusu mecraya ticari açıdan bakanlar için de oldukça iştah kabartıcı bir potansiyel. Sosyal Medyayı bir fırsat olarak görmeye başlayan kişi, kurum ve kuruluşların bir kısmı burada faaliyet göstermeye başladı bile. Ancak tam bu noktada, Sosyal Medya’nın dinamiklerini bilmeyenleri bir tehlike bekliyor; Deneyim eksikliği nedeniyle marka itibarlarını bu işi havale ettikleri ya da iş birliği yaptıkları ‘deneyimli’ kuruluşların insiyatifine bırakan kişi ve kuruluşların elinde Sosyal Medya’daki performanslarını ölçebilecek çok sınırlı sayıda kriter var. Bu eksiklik de, kimi ‘işi bilen Sosyal Medya Uzmanı kuruluşları' tarafından istismar edilmekte ve Sosyal Medyada sadece takipçi ve tıklama sayısı gibi 1-2 kriter üzerine kurulu bir saadet zinciri yaratılmakta. Bundan habersiz kişi ve kurumlar da (karşılığını alamadıkları halde) oldukça büyük bütçelerini bu mecraya akıtmaktalar. Bu tehlikenin farkında olan ve çözüm arayışındaki Yeni Medya'nın kimi küresel ve yerel oyuncularının Sosyal Medya performansı ölçümlemeye yönelik ürün ve hizmetleri piyasaya sürdüğünü görüyoruz. Bunların başında Facebook gelmekte. Firmanın geçtiğimiz günlerde lanse ettiği Insights hizmeti sayesinde, herhangi bir kişi ya da markaya ait Facebook sayfasını (beğenen kişi sayısı ile birlikte) o sayfayı kaç kişi konuşuyor, kimler referans veriyor, bunların lokasyonları ne, sayfa ne kadar aktif kullanılıyor, vd. bir çok kriter ölçülerek sayfa sahibine raporlanmakta. Aslında bu rapor, kişi ya da kurumlar için bir nevi Facebook karnesi olarak da kabul edilebilir. Bir diğer ilginç ölçümleme hizmeti ise, Twitturk adlı yerel girişim tarafından geliştirilmiş. Twitturk.com sitesi sayesinde Twitter’da en çok kimlerin ve nelerin konuşulduğunu dakika, saat, gün ve ay bazında izleyebiliyor ve Twitter'da hangi kişi ve kurumların gündem yarattığına ilişkin genel anlamda fikir sahibi olabiliyorsunuz. Örneğin; Van Depremi sonrası süreçte hangi kişi ve kurumların öne çıktığı Twittürk'ün şu listesinden görülebilir.
Ayrıca, belli başlı sosyal medya platformlarında hakkınızda neler konuşulduğunu arayıp bulan Monitera, Semanticum, Somedya ve Tick Tock Boom gibi kişi ya da kurumlara özel Sosyal Medya Raporlama araçlarını de eklemek mümkün. Ancak kişisel olarak bu alanda en heyecan verici bulduğum hizmet Klout.com. Kişi ve kurumların sosyal medya performanslarını faaliyet gösterdiği belli başlı sosyal medya platformlarına bağlanarak kendi belirlediği Takipçi sayısı, kişisel ağ etkileme gücü, erişim menzili gibi ilginç ama rasyonel kriterler ile ölçmeye çalışan bu hizmet, kısa zamanda kişi ve kurumların gözdesi oldu. Örneğin; en üstteki resimde gördüğünüz Türkiye’de Sosyal Medyanın en etkili 5 kişisi listesini Klout ölçümlemesi sayesinde oluşturdum. Bir diğer örnekte de ülkemizdeki Telekom Operatörlerinin Twitter üzerindeki performans sıralamasını görebilirsiniz. Halihazırda mevcut kriterleri epey tartışma yaratsa da Klout’un gidişatı umut verici. (Kimi hususlarına katılmasam da Klout ile ilgili Türkiye'den sağlam bir eleştiriyi de burada sizlerle paylaşmak isterim. Bunu takip eden tartışmalarımızı da şurada bulabilirsiniz.)
Sosyal Medya’yı bir takım uyanıkların boş hayallerle birilerinin sırtından para kazandığı bir ortam olarak algılanmaktan kurtaracak yegane şey, şeffaf, anlaşılır ve derinlikli ölçüm kriterlerinin geliştirilmesidir. Bunun için de konunun mecra-marka-müşteri temelinde ele alınması ve bunlar arasında bir mutabakata gidilmesi gerekli. Tabii kriterleri Yeni Medya'nın ruhuna uygun geliştirmenin de işin olmazsa olmazı olduğunu unutmayalım. Aksi takdirde, geleneksel medyanın reyting-tiraj gibi şaibeli kriterlerini daha çoook kullanırız.