Ekşi Sözlük yazarlarına para ödeyecek(!)

Media_httpismailhpola_lwcqv

İnternet üzerinde içerik oluşumuna katkı sağlayanların mütevazı da olsa bir gelir elde edebilecekleri zamanlar yaklaşıyor!

Geçtiğimiz hafta ABD’nin ve dünyanın en köklü internet servis sağlayıcılarından America Online (AOL) şirketi, 315 Milyon dolarlık bir satın alma operasyonu ile internette yeni bir dönemin sinyalini verdi.  Satın alınan ise, 2005 yılında kurulmuş ve çeşitli haber siteleri ile bloglardan derlediği içerikler sayesinde bugün itibarıyla ayda 250 milyon ziyaretçi sayısına ulaşmış The Huffington Post adlı web sitesiydi.  Satın alan AOL için, sahibi olduğu Engadget, Techcrunch gibi yeni medya yayınlarının yanına bir güçlü bir tanesinin daha eklenmesi anlamına gelen bu operasyon, The Huffington Post için çok farklı gelişmelere gebe aslında.

Bloomberg BusinessWeek’ten Felix Gillette’in haberine göre, satın almanın ardından sitenin kurucusu  Arianna Huffington, site içeriğinin oluşturulmasına katkı sağlayan 15.000’in üzerinde sanatçı, yazar, aktivist ve akademisyene bugünlere gelmelerinde verdikleri katkılardan ötürü bir teşekkür yazısı kaleme aldı. Huffington yazısında, kendi sorumluluğunun AOL’un tüm internet yayınlarını kapsayacak şekilde genişletildiğini ve bununla birlikte siteye gönüllü katkıda bulunanların artık daha fazla kişi tarafından izlenebileceğini “büyük bir mutlulukla” müjdeledi. Ancak bu müjdeden memnun olmayanlar da vardı.  Siteye kurulduğu günden beri katkı veren ABD’nin önde gelen teknoloji yazarlarından Dan Gillmor, Huffington’un bu 315 milyon dolarlık servetini sitenin içeriğini oluşturanlara borçlu olduğunu ve bu paranın bir kısmının bu katkı sağlama oranına göre dağıtılması gerektiğini vurguladı. Yine siteye katkı sağlayanlardan komedyen Andy Borowitz de, “Huffington Post’un satışından benim hisseme düşen koca bir sıfır ve bu büyük bir hayal kırıklığı!” sözleriyle sitemini dile getirdi. Site yöneticilerinden Roy Sekoff ise, bünyelerine aldıkları bloggerların zamanında “içeriğimin sizin sitenizde yer almasını istiyorum. Lütfen!” şeklinde ısrarlı taleplerle kendilerine geldiklerini ve aslında her iki tarafın da birbirinden faydalandığını söylüyor.  

İnternetin ilk zamanlarında kimi sitelerde gönüllülük esasıyla oluşturulan içerik, bu yeni medyaya ilginin artmasıyla giderek daha cazip hale gelmeye başladı. Özellikle reklamverenler ve internet yatırımcılarının, artık kendileri başlı başına birer mecra haline gelen sosyal medya sitelerine ciddi paralar akıtmakta tereddüdü yok. Ancak sorun, bu paraların nasıl paylaşılacağında. Site sahipleri, bu gelirlerin kendilerine ait olduğunu, katkı sahiplerinin de kendileri sayesinde kişisel prestij elde ettiklerini ve bu prestijin onlar için yeterli olması gerektiği iddiasında. Katkı sahipleri ise, sitenin varoluşundaki katkılarının göz ardı edilemeyeceğini ve sitenin aldığı reklam gelirleri ya da satın alma için önerilen rakamlardan kendilerine katkıları oranında gelir verilmesini bekliyorlar.  

Elbette bu tartışmalar sadece The Huffington Post ile sınırlı değil. Ülkemizde de örneğin Ekşi Sözlük’ün kuruluşundan beri sürmekte. Pilli Network gibi internet girişimcileri ise, bu yeni iş modellerini bir süreden beri kullanıyorlar. Örneğin; hafif.org, bildirgec.org gibi blog platformlarında, her bloggerin yarattığı sayfaların ve oraya alınan reklamların tıklanma oranına göre gelir paylaşıyor. Ancak iş büyük bir yatırımcı tarafından satın alınma noktasına gelince model bu şekilde sürer mi orası kuşkulu.

Önümüzdeki dönemde internetin cazibesinin daha da artmasıyla birlikte, site sahipleriyle gönüllü katkı sahipleri arasında bu anlaşmazlığın giderek derinleşeceğini söylemek mümkün.  Kişisel kanaatim, giderek gelişen rekabetçi ortam yüzünden site sahiplerinin bu konuda ellerinden geldiğince cimri davranacağı ancak katkı sahiplerinin de giderek haklarını talep etmeye başlamasıyla (mütevazı da olsa) bir miktar geliri paylaşacakları yönünde. Bu, satın alma sırasında katkıya göre dağıtılan bir teşvik primi ya da  gelen reklam gelirinden cüzi miktar bir pay şeklinde olabilir. Anlayacağınız, “gönüllü katkı verme” adı altında kurulan hakkaniyetsiz ekonomik model, yeni medyanın yeni iş modelleri  sayesinde daha adilane bir paylaşım düzenine doğru evrilecek.

Wiki Wiki

Media_httpismailhpola_dkdfx
Son zamanlarda sık sık gündeme gelen Wikileaks, Wikipedia gibi siteler, bilgi kavramının 'kutsallığını' sarsıyor! Geçtiğimiz haftalarda Ekşi Sözlük sitesinin kurucusu Sedat Kapanoğlu ile birlikte katıldığımız bir TV programında, yayına telefonla katılan bir izleyici, sitenin  "kutsal bilgi kaynağı"  sloganını eleştirdi ve sözlüğe girilen bilgilerin bu kadar abartılmasına karşı olduğunu söyledi.  Bu eleştiriye yanıt veren Kapanoğlu ise,  bunun bilgiye bakışımızla ya da bilgiden ne anladığımızla ilgili bir sorun olduğunu  ve sloganın da bu anlamda bir ironiyi dile getirdiğini ifade etti. Aslında bu tartışmanın derinlerinde, 11 yıllık geçmişi olan bir sitenin yüzyıllara uzanan kimi köklü kavramları sarsmaya başlamasının hezeyanları görülüyor.  Ancak daha da büyük sarsıntılar, Ekşi Sözlük'ten birkaç yıl sonra benzer formatta kurulan ve küresel ölçekte popülerliğe kavuşan Wikipedia ile bunun uzantıları olan Wikileaks gibi siteler sayesinde dünyanın her yerinde yaşanıyor. Bilgi, insanlığın başlangıcından bugüne her daim değerli bir kavram olageldi. İlk yüzyıllardaki tabletlerden el yazımı din kitaplarına, İskenderiye Kütüphanesi'nden günümüzdeki e-okuyuculara  içinde bilgi barındıran her mekan ve her mecraya da bir kutsallık atfedildi.  Çünkü oralar gücün olduğu noktalardı ve bilgiye erişmek o güç sahiplerinin kontrolündeydi! İşte internetin ortaya çıkışı, bu kontrolü gevşetti ve bilgiyi önce insanların erişimine açtı, daha sonra da birbirleriyle paylaşmalarına olanak tanıdı. Bu gelişimi en çok kolaylaştıran ise,  wiki adlı bir internet servisiydi.  Ward Cunningham adlı bir yazılımcının geliştirdiği ve adını Cunnigham'ın bir Honolulu seyahati sırasında bindiği ve havaalanı terminalleri arasındaki ulaşımı sağlayan Wiki wiki adlı servis otobüslerinden alan bu yeni format sayesinde insanlar, artık paylaşmak istedikleri her türlü bilgiyi arzu ettikleri konu başlığının altına yükleyebiliyorlar.  Sadece paylaşmakla da kalmıyorlar, aynı konuda bilgi paylaşmak isteyenlerle de tartışarak en doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmaya çalışıyorlar. Bilginin internet üzerinden bu denli yaygın paylaşılması, tartışılması ve kullanılması, artık onun üzerine yüklenen kutsallığı da etkilemeye başladı ve  eskiden güç sahiplerinin kontrolünde sır olarak nitelenen şeyler de ortalığa dökülüverdi.  Wikileaks sitesinin ABD ordusunun Afganistan'da yaptığı rezillikleri anlatan ve ABD'nin Ortadoğu, Afrika ve Asya'ya nasıl terör ihraç ettiğine ilişkin yayınladığı CIA belgeleri artık kutsal bilgi kavramından ayakları yere basan, tartışılan ve paylaşılan bilgi kavramına doğru yol aldığımızı gösteriyor. Bu gidişat, mevcut iktidarları ve güç sahiplerini şiddetle sarsacak.  Tabu olarak algılanan bazı değerlerin de yerle bir olmasına yol açacak. Kuşkusuz bu süreçte bazı hatalar da olacak, doğruluğu ve güvenilirliği tam sınanmamış ham bilgiler de ortalığa saçılacaktır. İnsanların kime nasıl inanacaklarını bilemeyerek  belirsizlik, kaygı ve tedirginlik yaşayacakları bir döneme doğru yol almaktayız.  Bu dönemde en büyük yardımcımız, bu bilgiyi ezberletecek ve kutsayacak değil, onu paylaşacak ve sorgulayacak yeni bir eğitim ve öğretim düzeni olacaktır.
Tags