Google Pandora’nın Kutusunu açıyor!

Media_httpismailhpola_fhcxb
Geçen yazıda Google firmasının, e-posta servisi Gmail’in içine yerleştirerek başlattığı sosyal medya hizmeti Buzz’dan söz etmiş ve firmanın bireylerin mahrem bilgilerini bu şekilde keyfi kullanmasının tepki yaratacağını vurgulamıştık.  Tepkiler beklenilenden çok daha sert oldu ve bloglar dahil tüm sosyal medyalarda Google yerden yere vuruldu. Firmanın tepe yöneticileri, yaptıkları basın açıklamasıyla (http://news.bbc.co.uk/2/hi/technology/8517613.stm)kullanıcılardan özür dilediler, acil düzeltme yapacaklarını taahhüt ettiler ancak tüm bu çabalar dahi ortalığı yatıştırmaya yetmedi. İnternet’in en güçlü sivil toplum örgütü olan Elektronik Mahremiyet Bilgi Merkezi (EPIC), özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği gerekçesiyle ABD Federal Tüketici Komisyonu’na (FTC) şikayet başvurusunda bulundu.  Bu, Google’ın Pandora’nın Kutusu’nu açtığına ilişkin bir işaretti aslında! 1998’den bugüne ‘Larry Page ve Serge Brin adlı iki üniversiteli gencin garajda kurduğu zıpır şirket’ olarak ün yapan Google,  İnternet’in bedava ruhunun temsilcisi olarak gönüllerde taht kurdu ve her daim Microsoft, Yahoo,  Apple gibi büyük ağabeylerinden ayrı bir yere konuldu. Şirketin ilk ve hala en popüler ürünü olan arama motoru,  manipülasyonsuz arama sonuçları ve reklama dayalı bedava iş modeli sayesinde, İnternet kullanıcıları tarafından kısa sürede ve koşulsuz benimsendi. Zaman içinde portföye eklenen, e-posta, ajanda, çeviri ve ofis dökümanları hazırlama gibi günlük yaşamı kolaylaştıran hizmetlerin yanısıra Picasa gibi fotograf, Youtube gibi video paylaşım siteleri de bünyeye katıldı ve haber, kitap, harita gibi birçok internet tabanlı içeriğin de internette ücretsiz sunulması sağlandı. Tüm bunlar, Google’ı herhangi bir internet kullanıcısının gözünde dost, güvenilir ve internete faydalı bir marka yapmaya yetti de arttı bile. Üstelik Larry ve Serge, Bill Gates gibi ‘kurnaz’,  hele Steve Jobs gibi ‘tüccar’ hiç değildiler.  Onlar İnternetin özgürlüğü için çalışan, İnternet girişimcilere sınırsız destek veren ve çalışanlarını şirketlerine ortak eden iki muzip gençti, o kadar! İşte tam bu noktada Buzz ile gündeme gelen Google’a yönelik eleştirilerin dozu, bir sosyal medya servisinin ötesine geçip şirketin genel anlamda güvenilirliğinin tartışıldığı bir kıvam almaya başladı. Bir anda eski defterler açıldı, şirketin ücretsiz sunduğu her bir hizmette hangi kişisel mahrem bilgileri kaydettiği ve bunlar birleştirildiğinde nasıl bir profil elde edilebileceği tartışılmaya başlandı. Tüm bunların üzerine Foxnews.com sitesinin Joseph Abrahams imzalı bir haberinde, Google’ın elindeki bilgileri Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ile paylaşmış olabileceği kuşkusu yazılınca, kaygılar giderek arttı. Google artık öyle bir noktada ki, bir şeyler yapmazsa internet sivil izleme örgütlerinin ve kullanıcıların giderek artan baskısıyla telafisi olmayan bir marka erozyonu yaşayabilir. Kişisel düşüncem, şirket Buzz hizmetini derhal kaldırır ve kişisel mahremiyet konusunda ikna edici açıklamalar yapıp kamuoyuyla yeniden güvene dayalı bir ilişki kurabilirse ibre lehine dönebilir. Aksi takdirde muzip Larry ve Serge, büyük biraderleri Bill ve Steve gibi nefret ikonu haline gelebilir. Tüm bunları yazıp bitirdikten sonra Barcelona’daki GSM Kongresi’nden gelen basın bültenlerini okurken, Google’ın cep telefonları üzerinden yazı ve resim tanıyan yeni servisini görünce umudum azaldı: Google Goggles! (Google gözlüyor!) (Business Week Türkiye 21 Şubat 2010)
Tags