İnternet temel insan hakkı olmalı mı?

Handshake_from_laptop

Sosyal, kültürel, ekonomik ve politik ilişkileriyle yeni bir yaşam alanına dönüşen internete yeni anayasamızda yer verilmeli!

Türkiye yeni bir yıla hazırlanırken 2012 boyunca ülke gündeminin en üst sıralarında Yeni Anayasa tartışmaları yer alacak. Günü kurtarmaya alışmış ülkemizde kamuoyu bu konuyu şimdiden gelecek yıla ertelemiş görünüyor. Ancak dikkatlerden kaçmaması gereken nokta, yeni anayasa yapım sürecinin başlamış olduğu ve sivil toplumdan gelecek taleplerin 31 Aralık’a kadar TBMM’ne iletilmesi gerektiği. Geçen hafta yaptığı bir açıklamayla bu kritik takvimin altını çizen TBMM Başkanı Cemil Çiçek de, şimdiye kadar 21 binden fazla kurum ve kuruluşu konuya ilişkin bilgilendirdiklerini ancak geri dönüşün çok az olduğunu ifade etti.

Kendi meslek alanım olması nedeniyle ‘İnternet’in mevcut durumu ve gelişmeleri bağlamında yeni anayasa çalışmalarına nasıl katkı sağlanabilir?’ sorusunu ve yanıtlarını uzun zamandır gerek bireysel, gerekse Alternatif Bilişim Derneği, İnternet Vatandaşları Topluluğu gibi sivil inisiyatifler çerçevesinde düşünüyor, tartışıyor ve çözüm önerileri üzerinde çalışıyoruz.  Bu çalışmalar kapsamında en temel tartışma konuları ise, internetin ‘ne’ olduğu, bir ‘temel hak’* olarak kabul edilip edilmeyeceği, Anayasa’da yeri olup olmayacağı ve olacaksa Anayasa’da nasıl yer alacağı idi. Kişisel olarak tartışmalarda gözlemlediğim en önemli husus, internetin ne olduğuna ilişkin herkesin farklı bir bakışı olmasıydı. Kuşkusuz bu, herkesin kendi internet deneyiminden kaynaklanan bir farklılık. Hiç kullanmayanlar için uzak durulması gereken bir garabet, çok kullananlar için ise birincil yaşam alanı. Tabii bu farklılık diğer tartışma konularının yanıtlarını da etkiler nitelikte. Ancak, internet üzerinde oluşan sosyal, kültürel, ekonomik ve politik ilişkilere ve bunların güçlü etkilerine bakarak bu noktaya gelmeyi bekleyecek zamanımız da yok. İnsanlar fiziksel sınırları kaldıran bu sanal ortamda arkadaş oluyor, eğleniyor, üzülüyor, iş yapıyor, para harcayıp kazanıyor, gruplaşıyor, evleniyor, dolandırılıyor, vs. Fiziksel dünyayla entegre ele alınması ve düzenlemesi gereken yüzlerce hatta binlerce vaka olagelmekte. Kısacası, insanlık interneti daha çok deneyimledikçe bu ortam, onun için tamamlayıcı bir yaşam alanı noktasına doğru ilerliyor.

İşte tam bu noktada toplumların yaşam alanlarına sirayet etmekte olan internetin devletlerin vatandaşlarıyla aralarında yaptıkları ana sözleşmeye bir temel hak olarak dahil edilmesinin gerekliliği konuşulabilir. Bunun elbette hukuk tekniği açısından bir takım zorlukları olabilir ancak internetin bir yaşam alanı olduğunda uzlaşırsak, bir başlangıç olarak onu Anayasamıza temel bir hak olarak koyup Bilgi Toplumu olma yolunda ilk adımı atabiliriz. Bu adım, bizi bir anda dünyada interneti temel bir hak olarak kabul etmiş olan Finlandiya, Estonya ve İzlanda ile birlikte dünyanın en ileri ülkelerinin seviyesine getirir ve interneti eninde sonunda Anayasalarına dahil edecek AB ve diğer dünya ülkelerinin önüne taşır. Sadece bu açıdan bile internet, Türkiye için vizyoner bir kavram haline gelir.  

Sivil toplum olarak katılımcı demokrasiden söz ediyorsak, sürecin bir parçası olmadan ona dışarıdan eleştiri getirmenin anlamsızlığı yerine katılımcı bir anlayışla katkılarımızı ve varsa eleştirilerimizi bunun içine girerek yapmanın en akılcı yol olduğunu da unutmayalım.  Sadece internet değil yaşamın her alanında toplum olarak ihtiyaç duyduğumuz her türlü talebi Yeni Anayasa çalışmalarının adeta yürütme organı olan TBMM Başkanlığı ve/veya Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na gönderelim. Internetle ilgili Anayasal talepleri de düşünelim, tartışalım ve interneti gündemin üst sıralarına taşıyalım. Unutmayalım, burası hepimizin yaşam alanı ve bu konuda sesimizi duyurmak için son tarih 31 Aralık!

Internet_as_basic_human_right

 * Temel Hak: İnsanın sadece insan olması nedeniyle vazgeçilmez ve devredilemez hakları. (Doç. Dr. Elif Küzeci)

 

İnternet mobili yutacak?

Internet_mobili_yutacak_m

Mobil iletişim ve internet sektörlerinin yakınlaşması, beklenenin aksine mobil iletişim şirketlerine değil internet şirketlerine yaradı! Peki neden?

 
¨Bugün sadece konuşma amaçlı kullanılan bu cihazlarla yakın gelecekte internete her zaman ve her yerden erişilebilecek, alışveriş yapılacak, hatta bankacılık ve hisse senedi işlemleri yapılacak. İnsanların çoğu internet için bilgisayar değil cep telefonlarına rağbet edecek!¨
Şu anda bu satırları okurken sizlerin çok sıradan bulduğunuz bu sözleri, bundan 13 yıl önce yani 1998 yılında karşısında oturduğumuz kişi söylüyordu; Ericsson Türkiye’nin eski genel müdürü Ersin Pamuksüzer! Türkiye’de mobil iletişim sektörünün bugünlere gelmesinde ciddi emeği olduğunu çok sonraları anlayacağım bu mütevazı ama karizmatik adamın elindeki kısa mesaj özelliği henüz eklenmiş küçük bir tuğla boyutundaki telefona bakıyorduk bir yandan. Devam etti: ¨İşte sizi bütün bunları anlayıp bizim memlekete de getirmeniz için gönderdik buraya.¨  
 
Ericsson’un Stockholm’deki genel merkezine gönderilişimizin vizyon ve misyonu olan bu cümlelerin ardından epey uzun yıllar çalıştık bu amaç uğruna. Sadece biz değil kuruluşlarının daha ilk yıllarından itibaren milyarlarca dolar gelirler elde eden dünyanın dört bir yanındaki mobil operatör, altyapı ve yazılım şirketleriyle cep telefonu üreticilerinin on binlerce çalışanı da gecelerini gündüzlerine kattılar ve mobil iletişim sektörünün katma değerli hizmetler iş kolunda dünyada ve ülkemizde tatlı paralar kazanıldı. Örneğin Türkiye’de bu miktar 2007 yılında toplam 1 milyar TLye kadar çıktı.
 
Ama sonraları hem Türkiye’de hem de dünyada bu gelirler çıkmak bir yana, adeta tepe taklak oldu. Peki neydi bunun sebebi? Aslında yanıt basit; önce cep telefonları akıllandı, sonra insanlar...
 
Mobil internet döneminin ilk yıllarında cep telefonları üzerinden internete erişim genellikle cep telefonu üreticilerine özel yazılımlar üzerinden sağlanırdı. Bu ise, internet bağlantı kabiliyetinizin bilgisayarlardaki gibi standart biçimde değil elinizdeki telefonun becerisi kadar olması anlamına geliyordu. Aslında mobil hizmetler için bir dezavantaj teşkil eden bu durumu mobil iletişim sektörü bir avantaja dönüştürdü ve haber, müzik, oyun, yarışma, sohbet, vd. katma değerli hizmetler, internetle henüz tanışmayan ama cep telefonunu elinden düşürmeyen yüz milyonlarca insana satılıp durdu. O 'saadet yıllarında' toplam gelirlerinin %10dan fazlasını bu hizmetlerden kazanan mobil sektör de, interneti kendi yarattıkları ‘şey’ zannetmek yanılgısına düştü.
İnternetin çok daha fazlası olduğunu anlamaları ise, son bir kaç yıla denk geldi. Önce cep telefonundan erişilen internetin giderek standartlaşması daha sonra ise başta iPhone ve Samsung GalaxyTab olmak üzere piyasaya sürülen akıllı telefonlar, insanların internetin nimetlerini keşfetmelerine ve daha önceden ücretli olarak cep telefonlarından edindikleri hizmetlerin internette bedava ya da çok cüzi fiyatla olduğunu keşfetmelerini sağladı. Dünyanın kendi etraflarında döndüğünü zanneden başta mobil operatörler olmak üzere diğer sektör oyuncuları da bunu acı bir deneyim olarak yaşadı. Gelinen noktada mobil katma değerli hizmetler sektörü ağır yara aldı ve şu anda mobil oyuncular ne yapacaklarını, nasıl para kazanacaklarını bilemez durumda.
 
İşte bu ahval ve şerait içerisinde katıldığım Avea’nın Girişimcilik Günü’nde geleneksel operatör yaklaşımından oldukça farklı bir yaklaşım gördüm. Avea ilk defa olayın merkezine interneti koyarak yeni bir yaklaşımla çıktı sektör oyuncularının karşısın. Genel Müdür Erkan Akdemir’in açılış konuşmasındaki satır aralarından çıkarttığım kadarıyla şirket, mobil sektördeki iş ortaklarına Avea’dan bağımsız olarak internet odaklı iş modeli geliştirmeleri için başta risk sermayesi olmak üzere ofis, teknik destek, vd. olanaklar sağlayacak. Bunun sonucunda çıkacak inovasyonlar da internet odaklı iş modelleri üzerinden dünyaya pazarlanacak.
Avea_girisimcilik_gunu_erkan_akdemir
Umarım Avea ile diğer yerel ve küresel operatörler, bu doğru yolda istikrar ve inatla yürür ve bizlere mobil internetin doğru biçimde kullanılacağı yeni ufuklar açar. Aksi takdirde, internetin engin denizlerinde Google, Facebook, Apple gibi büyük balıklara yem olmaları işten bile değil.

 

İnternetin için Yürü

Media_httpismailhpola_hjvke
'
15 Mayıs’ta tüm sivil insiyatifler, dernekler, vatandaşlar sansüre karşı yürüyoruz. Sadece 22 Ağustos paketlerine değil, bunca zamandır yapılan yüzlerce, binlerce yanlış uygulamaya, her geçen gün bir yenisiyle karşılaştığımız kapatma haberlerine, internetimizin günden güne kısıtlanmasına karşı klavye başında değil, sokaklarda “dur” diyoruz. Türkiye olarak. Aynı gün, aynı saatte.
15 Mayıs, Pazar günü, saat 14′te.
Güncel bilgi ve duyurular için tıklayın.
Yürüyüşün yapılacağı noktalar: İstanbul: Taksim meydanı Ankara: Sakarya Parkı İzmir: Kıbrıs Şehitleri caddesi, Sevinç pastanesi önü Adana: Atatürk parkı Afyon: Demiryalayan Türbesi Önü Antalya: Selekler çarşı önü Aydın: Adnan Menderes Bulvarı, Atatürk Meydanı Bursa: Fatih Sultan Mehmet bulvarı, Nilüfer kent konseyi önü Bodrum: Bodrum Kalesi Önü Çanakkale: Cumhuriyet Meydanı Denizli: Çınar meydanı Diyarbakır: Sanat Sokağı Elazığ: Öğretmen evi önü (Gazi caddesi) Eskişehir: Adalar Migros önü Gaziantep: Yeşilsu meydanı Giresun: Gazi Caddesi, Debboy mevkii Hatay: Uğur mumcu bulvarı Isparta: Belediye işhanı önü Malatya: Postane meydanı Mersin: Cumhuriyet meydanı Muğla: Sınırsızlık Meydanı Kayseri: Cumhuriyet Meydanı Kırklareli: Kırklareli İstasyonaltı konser alanı Konya: Eski fuar meydanı (Kültür Park) Kocaeli: Merkez Bankası Önü Kütahya: Evkur önü Mersin: Cumhuriyet Meydanı Ordu: Atatürk Parkı Önü Samsun: Atatürk Heykeli Trabzon: Cumhuriyet Caddesi (TEDAŞ Önü) Zonguldak: Madenci Anıtı Yurtdışı: Amsterdam: Dam Meydanı Köln: Kölner Dom Önü Viyana: Stephansplatz
Tags