Steve, Jobs'a veda etti!

Media_httpismailhpola_dwjpz

Yaratıcısının işleri bırakmasının ardından Apple’ı nasıl bir gelecek bekliyor?

Son 30 yılda hayatımıza giren Apple II, Machintosh, iPod, iPhone ve iPad gibi yenilikçi ürünlerle kimilerine göre dünyayı 5 kez değiştiren Steve Jobs, sonunda hayatla mücadeleyi seçti ve geçtiğimiz perşembe yayınladığı bir veda mesajıyla çalışma hayatına veda etti. Kurucusu olduğu Apple’ın strateji, tasarım ve lojistik dehasıyla paketlediği ürün ve hizmetlerini müthiş bir zamanlama ve cüretli ama parlak bir sunum eşliğinde tüketiciyle buluşturan Jobs, bu benzersiz yetenek bileşimi sayesinde şirketi rakiplerinden uzak ara farklılaştırdı. Öyle ki Apple, Ağustos 2011 itibarıyla dünyanın pazar değeri en yüksek şirketi ve en büyük cihaz üreticisi ünvanlarını aldı.
Media_httpismailhpola_xfaub
Jobs, artık kendi sağlık sorunlarına ve bir türlü yenemediği pankreas kanseriyle mücadelesine odaklanacak. Peki bu süreçte çocuğu gibi büyüttüğü Apple ne olacak? Aslına bakarsanız Jobs, kanserle mücadele etmesi gerektiği geçtiğimiz birkaç yılda bile Apple’a bir baba şefkatiyle kol kanat gerdi. Bu süreçte, şirketin ana gelişim odağını (kimilerine göre ben kimilerine göre ise internet anlamına gelen) i kodlu ürün ve hizmetlere  doğru kaydırdı. iPod ve iMac ile başlayan bu yelpaze, iTunes, iPhone ve iPad ile genişledi ve Apple bu açıdan Steve Jobs’sız döneme birkaç yıllık avansla giriyor.Jobs, yine bu bir kaç yıllık dönemde şirket yönetimindeki bayrak değişimi işine de epey kafa yormuşa benziyor. Aslında şirkette kendi yerine düşünebileceği 2 kişi vardı; Bir kaç yıl önce yine sağlık sorunlarıyla bıraktığı CEO pozisyonunu o dönemde vekaleten ama başarıyla yürüten şirketin operasyonlardan sorumlu genel müdür yardımcısı Tim Cook ve şirketin inovasyon harikası ürünlerini yaratan tasarımdan sorumlu genel müdür yardımcısı Jonathan Ive. İşin ilginci, Jobs’ın strateji, lojistik ve zamanlama dehasını Cook, tasarım, cüret ve parlaklığını da Ive temsil ediyordu. Her ne kadar benim oyum Ive’den yana olsa da Jobs, burada Apple açısından en doğru olanı yaptı ve tercihini (zaten Ocak ayından beri şirketi fiilen yöneten) Tim Cook’tan yana kullandı. Şirketin çok yüksek cirolu ve rekor karla geçen ilk 2 çeyreğinin ardından yapılan istifa açıklaması ise, Tim Cook’a avans tanınması ve sene sonundaki parlak bilançonun da ona mal edilmesi amacıyla yapılan bir Jobs planı olsa gerek. 
Media_httpismailhpola_juqwl
Her ne kadar bugün başladığı düşünülse de aslında yıl başından beri süren Tim Cook döneminde kişisel düşünceme göre Apple, ürün ve hizmetlerdeki kısa ve orta vadeli başarısını sürdürecek. Jobs’dan Cook’a geçen tepe yönetimin önümüzdeki dönemde en büyük eksiği, her daim merakla beklenen karizmatik Jobs tarzı ürün lansmanları. Çok iyi bir operasyon adamı olan Cook, iş sunuma gelince Jobs kadar parlak bir figür değil. Belki burada Jonathan Ive daha uygun bir profil olarak Apple’ın lansman yüzü olabilir. Ayrıca, Steve Jobs’un şirketin yönetim kurulu başkanı konumunu sürdürmesi, şirket yönetimi ile çalışanları için manevi bir destek  olabilir. Bunun ötesinde Jobs, zaman zaman şirketin uzun vadeli planlarına vizyoner katkılar sağlayabilir.İş dünyası Steve Jobs’tan, öncelikle hastalığını yenmesini ve sonrasında 20. yüzyılda bir garaj girişimcisiyken 21. yüzyılda baş döndürücü bir hızla zirveye tırmanışının öyküsünü bekliyor. Söylentilere göre Steve Jobs’un biyografisi 21 Kasım’da ‘raflarda’ yerini alacak. Ancak söz konusu Steve Jobs ise, sözü edilen o raflar iPhone5’ın iBooks uygulamasının rafları olabilir! 
Media_httpismailhpola_dbbhh
 

Tablet: Medyanın İlacı?

Media_httpismailhpola_rvlvd

Tablet bilgisayarlar geleneksel medyanın derdine derman olmak için bir umut ancak bugüne dek yapılanların pek azı gelecek vaadediyor.

21. Yüzyıla girdiğimizi geç idrak eden medya sektöründe, hala interneti kendi düzenine rakip hatta düşman olarak gören ciddi bir çoğunluk var. Bunların içinde güç sahibi olanların işi kendi gruplarının internet üzerinde yaptığı yenilikleri baltalayacak kadar ileri götürenleri bile var. Tabii bu ortaçağ psikoposu zihniyeti, medya gruplarında umutla görev alan yeni medya kuşağını da olumsuz etkiliyor. Azimle  geliştirilmeya çalışılan projeler, muhafazakar ve kibirli eleştirilere dayanamayıp birer birer gündemden düşürülürken, bu genç beyinlerin de patronaj katındaki sinsi dedikodular sayesinde önü kapanıyor, şevkleri kırılıyor. O aşamadan sonrası ise, ya etliye sütlüye karışmadan bu geleneksel medya egemenliğine boyun eğmek  ya da istifa edip internetin fırsat ve tehditlerine yelken açmak. Merak ediyorum, günün birinde yazılacak medya tarihinde ‘gazetenin tirajını düşürüyor’, ‘internet para kazandırmıyor’, ‘okurların yorumlarını yayınlayıp beni neden onlarla muhatap ediyorsunuz’ gibi gerekçelerle çöpe giden onlarca projeye ve o süreçte heba edilen onlarca yeni medya insanına da yer verilecek mi? Sözün özü, yeni medya aşısı geleneksel medya bünyesinde alerji yaratıyor!
Son zamanlarda geleneksel medyada baş gösteren ¨Aman, tablet bilgisayarlar çok revaçta! Biz de hemen bir iPad’de çalışan ‘bir şeyler’ çıkartalım. Hatta Android'i de olsun!¨ tarzı slogancı yaklaşımını bu çerçevede incelemek lazım. Burada amaç, internet kullanıcılarına işlevsel bir yeni medya hizmet sunmaktan ziyade medya grubunun ‘yenilikçi’ ve ‘teknoloji lideri’ marka algısına katkı sağlamak. Bu önceliğe, bünyedeki Orta Çağ Psikoposları’nın eleştirisine maruz kalacak yeni medya çalışanlarının burnu sürtülmüşlüğü de eklendiğinde ortaya iyi bir şeyler çıkmasını beklemek, hele hele bunun uzun soluklu bir iş olacağını zannetmek, saflık olur. İşte bugünlerde medya gruplarının gazete ve TVleri tarafından sunulan ‘tablet yayıncılık hizmetleri’ de bu tanıma uyan seviyede. Çoğu kendi web sitesini aynen tablet bilgisayara kopyalamış. Hatta bazılarının tablet uygulaması o kadar kötü ki, oradan çıkıp web adresine gittiğinizde daha rahat ediyorsunuz. Tablet kullanıcılarını en rahatsız eden şey ise, üzerine tasarım yaptıkları cihazın özelliklerini tam kavramadan alelacele piyasaya sürülmüş olduklarınn ayan beyan ortada olması. Örneğin; Hürriyet Gazetesi’nin iPad uygulaması geçtiğimiz günlerde Bin Ladin’in ölümü üzerine yıldırım baskı yapmış. Kelebek yazarı Cengiz Semercioğlu da bunu ballandıra ballandıra anlatmış. İyi de bu haberden o uygulamayı indiren benim bile haberim olmadı. Peki neden? Çünkü iPad türü mobil cihazlardaki uygulamaların en benzersiz özelliği, cihazın ekranına yolladığı sesli ya da titreşimli bir uyarı mesajıyla  (notifikasyon) duyurabilmesidir. Tablet yayıncılık uygulamasında bu özelliğe yer vermeyen bir hizmet, şimşek baskı yapsa ne yazar? Daha bunun gibi geleneksel medyanın özel içeriğine avantaj sağlayabilecek o kadar çok özellik var ki!
Tablet cihazlarda içeriğin de ötesinde en önemli husus, reklamcılık ve reklamverenler diğer mecraların hepsinden daha uygun bir reklam deneyimi yaşatmasıdır. İnternet kullanıcısını pasif bir reklam izleyicisi olmanın ötesine ekranı parmağıya kontrol edilebilen ve ürüne neredeyse dokunabildiği, hareketli, üç boyutlu ve müşterinin konumunun bilindiği bir ortamdan reklamverenler için kimbilir ne benzersiz deneyimler çıkartılabilir! Bunun için doğru strateji ise, tablete bu bakışla yaklaşabilen ve medya psikoposlarının etkisinde kalmayacak yönetimlerin insiyatifiyle yaratıcı gençler, deneyimli yayıncılar ve reklamcılardan oluşturulan bir ekip ve bunların deneye-yanıla geliştireceği projelerde.  Bu yaklaşımın ilk ışıkları geleneksel medyada olmasa da yeni tablet yayıncılarının girişimlerinde görülüyor. Örnek görmek isterseniz, LOG dergisi, Zete, Dipnot gibi yerli tablet uygulamalarına bakmanızı öneririm. Yurtdışında ise, gittikçe daha da rakipsizleşen Wired dergisinin ücretsiz son sayısını indirmek ya da Flipboard uygulamasını deneyimlemek, size bu yazıyı sabırla okumaktan daha fazlasını anlatacak!

Not: Geleneksel medyanın iPad'e bakışı konusunda Yurtsan Atakan'ın şu yazısını da okumanızı öneririm.
Tags