Siri; ‘Google’ın ekmeğini elinden alacak’ hizmet?

Siri-questions-iphone-4s_ver2

Apple’ın iPhone4S lansmanıyla tanıttığı sanal asistan Siri’ye ilişkin medyadaki olumlu yorumlar, beklentileri arttırdı.

Steve Jobs ‘ın ayrılığı sonrası ilk Apple ürünü olan iPhone4S, 4 Ekim günü icraatı yüksek ama karizması az CEO Tim Cook’un elinde çıktı görücüye. Her lansmanda Jobs’ın şapkadan tavşan çıkartmasını hayranlıkla izleyen ve aslında iPhone5 beklentisindeki kamuoyu, iPhone4S’in özelliklerinden ziyade Jobs-Cook karşılaştırmasına odaklandı. Eh, bu karşılaştırmanın sonucu da 3 aşağı 5 yukarı belli olduğuna göre, firmanın Jobs’sız ilk lansmanı, (1 milyonun üzerinde iPhone4S ön siparişine rağmen) çok olumlu izlenimlerle sonuçlanmadı.  Aradan geçen bir ayı aşkın zamanda ise, telefonun kendisi değil ama onunla birlikte görücüye çıkan bir hizmetin yıldızı (en azından teknoloji medyasında) parlamaya başladı; iPhone4S’in ajanda, mesaj, telefon, mekan/adres arama gibi onlarca özelliğini sesli komutlarla yönetebilmenizi sağlayan ve bu komutlarınızı yapay zekasıyla yanıtlayıp gerekirse alternatifler de önerebilen sanal sekreteriniz Siri!
 
Önce ünlü teknoloji evanjelisti Robert Scoble, hizmeti 2 yıl önce duyduğunda ilk heyecanla yazdığı ‘Siri’yi yani Web’in geleceğini kaçırmayın!’ başlıklı yazısını yeniden hatırlatma gereğini duydu ve onu izleyen 1 ay boyunca Mashable, TechCrunch gibi teknoloji blogları da bu koroya artan övgülerle katıldılar.  Ancak geçen hafta Siri’nin Apple tarafından satın alınmadan önceki ilk yatırımcısı Gary Morgenthaler’in TechCrunch’a verdiği bir röportajda söylediği bir cümle bu övgülerin şahikasıydı; ‘Siri, Google’ın ekmeğini elinden alacak!’. Google-Siri gibi zamansız bir kıyaslamaya girmeden önce, Morgenthaler’in bu sözleri Google Yönetim Kurulu üyesi Eric Schmitt’in ABD Senatosu’na Google’ın tekelleşme iddialarına karşı yazdığı ‘Siz Google arama teknolojilerinde tekel diyorsunuz ama bizim Siri gibi çok daha tekelleşmeye uygun bir rakibimiz var.’ şeklinde özetlenebilecek mektubundan yola çıkarak söylediğini de ekleyelim.
 
Peki Siri’nin büyüsü nerede? Kişisel düşüncem bu hizmet, mevcut haliyle ilk planda ve en çok sekreterleri eli-ayağı haline gelmiş kısıtlı zamanla yarışan iş adamlarına yarayacak. Özellikle sekreterlerinin olmadığı seyahatlerde zaman açısından zorlanan bu kişiler, adeta sekreterlerine komut verir gibi bu yapay zekalı iPhone4S’e seslenecekler: ‘Kızım, benim bugünkü 5 toplantısını yarın sabah uygun bir zamana ötele’, ‘Evladım, akşam 8de falanca bey ile yiyeceğim yemek için Boğaz’da şöyle en afillisinden bir balık restonarından rezervasyon yap!’, ‘Bana acale eşimi bağla! Yok yok, vazgeçtim, akşam geç kalacağımı SMS ile gönder’. ‘Şöföre söyle, acele çıksın ve kızımı okuldan alsın!’ vs.

Kuşkusuz Siri’nin servis kalitesi, içerik ve yerelleşme gibi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya ve daha alacak uzun yolu var ama Robert Scoble’ın da 2 sene önceki yazısında işaret ettiği gibi böyle bir kolaylığa alışan biri için ‘Google’da arama yapmak’, artık bir külfet haline gelmez mi?

Elbette Google da bu dönemde yatıp durmayacak. Zaten elindeki içerik ve hizmet bütünü ile Siri’nin başedebilmesine mevcut koşullarda olanak yok. Ancak Siri, web2.0 döneminde artık Google ile özdeşleşen ‘arama motoru’ döneminin yavaş yavaş sonuna gelmekte olduğumuzun ve geleceğin web3.0 döneminde artık sorunlarınızı anlayan ve çözmeye çalışan ‘akıllı sanal asistan’ dönemine doğru yol alacağımızın ilk ve Google açısından son derece korkutucu bir işareti!

 

Medya internetten nasıl para kazanır?

Media_httpismailhpola_geihy

New York Times gazetesinin internette yeniden ücretli sisteme geçmesi, eski tartışmayı alevlendirdi.

28 Mart itibarıyla internet yayınlarında aylık ücretlendirme sistemine geçen New York Times’a (NYT), ilk 15 günde 100 bin kişi abone oldu. Her ne kadar bu rakamlar NYT yetkilileri ve geleneksel medya çevrelerinde ¨umut verici¨, ¨etkileyici¨ gibi nitelemelerle karşılansa da, henüz yeterli bir veri oluşmaması ve geçmiş deneyimler nedeniyle Yeni Medya konuya ihtiyatla yaklaştı. Örneğin; Yeni yayıncılık kavramlarının tartışıldığı NiemanLab sitesinde rakamlara ilişkin bir ön değerlendirme yapan Joshua Benton, gazetenin 2005’teki ilk interneti ücretlendirme girişiminde 2 ayda 270.000 kullanıcı elde ettiğini ve şimdiki rakamlara benzer bir trend izlediğini söylemiş. Benton’a göre,  NYT’nin bu ikinci denemesinde daha kolay abonelik işlemlerine, tablet bilgisayarlar gibi daha elverişli cihazlara ve  ilk ay 0,99 dolarlık deneme fiyatına rağmen trend yükselmiyorsa bunun nedeni araştırılmalı. Yeni medyanın önemli kaynaklarından Mashable sitesinin değerlendirmesinde ise, sitenin paralı sisteme geçildikten sonra bir önceki 15 günlük döneme göre ziyaretçi sayısında %5-10, tıklanma sayısında da %11-30 arasında bir düşüş yaşandığı kaydedilmiş ve deneme süresinden sonra başlayacak aylık 20 dolarlık ücretlendirmeden sonra bu düşüşün sürmesi halinde bunun sitenin reklam gelirini de olumsuz etkileyebileceğinin altı çizilmiş. Kendi dünyasında mutlu mesut yaşarken, internetin icad olmasıyla bozulan mertliğin olumsuz etkilerini hala üzerinden atamayan geleneksel medya, 15 yıldan beri çeşitli modeller denemesine karşın yeni medyada bir türlü dikiş tutturamadı. En büyük hayal kırıklığını ise, geçen yıl tüm internet yayınlarını ücretli sisteme geçirdikten sonra düşen reklam gelirleri ve abone sayılarıyla hala boğuşmak zorunda olan News Corp.’un patronu Rupert Murdoch yaşıyor. Murdoch’un 5 yıl önce dünyanın en büyük sosyal medya platformu olarak satın aldığı myspace.com sitesinin halihazırdaki tepetaklak gidişatını görünce aslında bu duruma şaşırmamak lazım. Çünkü geleneksel medya patron ve üst düzey yöneticileri, her ne kadar tersini söyleseler de, yeni medyayı kendi geleneksel mecralarının ‘yanına eklenecek bir diğer mecra’  olarak görüyor.  Yani asıl sorun konuya bakışta! Peki ne yapılmalı, nasıl bir strateji izlenmeli? İnternet reklam gelirlerinin artış trendini izlemeyen, buradaki yeni reklam biçimleriyle ilgilenmeyen, aksine bütün bunları karşı bir argüman olarak kullanan geleneksel medyacıların egemen olduğu bir ortamda kuşkusuz yanıtlaması zor sorular bunlar. Aynen kendileri gibi bu mecradan anlamayan geleneksel reklamcılara teslim olmuş ve yeni medyaya dair her ilerlemeyi elinin tersiyle iten hoyrat bir yaklaşım bu. İşte bu yüzden iş, öncelikle geleneksel medya patronlarında ve onların yeni medyayı 'eskilerin de dönüşerek içinde barınacağımız yeni bir yaşam alanı'' anlayışıyla ele almasında. Bir sonraki adımda ise, bu dönüşümün kalıplaşmış kuralları olan geleneksel medyacılardan ziyade yeni medyanın yeni bakışlı insanlarının liderliğinde hayata geçirilmesi olmalı. Şu anda NYT, News Corp. vd. geleneksel medya gruplarının hemen hepsi sihirli bir formül üretme uğraşında. Ancak yine de en sıradışı yanıtlar, mecrayı daha iyi tanıyan Yeni Medya kanadından geliyor. Örneğin; Norveç medyasının dönüşümünü inceleyen Betatales adlı blog, geleneksel medyanın internetten para kazanabilmesi için ilginç bir kaç ipucu vermiş.  İlgilenenenlerin ayrıntılarını buraya tıklayıp okuyabileceği blog, geleneksel medyaların ürettiği içerikleri internete taşırken harcı alem içerikleri bedava vermesini öneriyor. Ancak bunların dışındaki işin uzmanlarının ürettiği özel içeriklerin farklılaştırılarak ücretlendirilebileceğini söylüyor. Örneğin; bir sağlık uzmanının hafta sonu ekine hazırladığı sağlıklı yaşam içeriklerinin internet üzerinde o uzmanın liderliğinde ve sosyalliği yüksek özel bir sağlık kulübüne dönüştürülmesinin para ödemeye değer bulunacağını savunuyor. Ayrıca finans, astroloji gibi alanlarda da bu yöntemin işleyeceği belirtiliyor. Site, konuyla ilgili Norveç medyasındaki başarılı örnekleri de sıralamış. Ayrıca Yeni Medya konusunda ABDli geleneksel yayıncıların aksine başarılı bir performans gösteren İngiliz The Telegraph ve Guardian gazetelerinin, The Telegraph Money Deals ve Guardian Eco Store gibi gazetelerin yayıncılık anlayışına uygun markalarla yaptığı işbirliklerinin de yakından incelenmesinde fayda var. Anlaşılan o ki,  Yeni Medya yayıncılarının her biri yakın bir gelecekte, içerik üretiminin ötesinde, üretilen içerikler aracılığıyla birçok iş koluna entegre edilmiş merkezi birer geçiş noktası olarak konumlanacak.  Ancak iş, bu konumlamayı yapabilecek vizyon, inanç ve beceride!
Tags