- Posts tagged microsoft
- Explore microsoft on posterous
Arama Motorları Sosyalleşirken...
İnternet’te sosyal arama dönemi başlıyor! Gözler Google ve Facebook’un üzerindeyken sürpriz atak Microsoft’tan geldi!
Geçen yıl hemen hemen bu zamanlarda arama motorlarının geleceğine ilişkin yazdığım bir yazıda ¨bu alandaki asıl rekabetin sosyal medya platformları ile arama motorlarının birbirine entegre edildiği zaman başlayacağını¨ ifade etmiştim. Sosyal Arama adıyla tanımlanan ve web’in bir sonraki dönemine ilk adım olarak da kabul edilebilecek bu kavramı gerçekleyebilecek iki rakibin Google ve Facebook olduğunu da not düşmüştüm o zaman.
İnternet’te sosyal arama dönemi başlıyor! Gözler Google ve Facebook’un üzerindeyken sürpriz atak Microsoft’tan geldi!
Gelecek çabuk geldi ve Google yılın ilk aylarında ’Search, Plus the World’ adıyla sunduğu hizmet sayesinde Google+ sosyal medya platformu üzerinden topladığı bilgileri kendi mekanik arama sonuçlarına entegre etmeyi başardı. Belki kullanıcılar Google+’da çok fazla veri bırakmadıkları, belki de bu alanda yapılan ilk entegrasyon olduğu için, birkaç +1in ötesinde bir deneyim elde edemedik buradan. Ancak geçen seneki yazımızda çok az değindiğimiz bir oyuncu, Microsoft, sürpriz bir hamleyle adeta ‘Sosyal Arama rekabetinde ben de varım!’ dedi! Firma, geçen perşembe günü Bing hizmetine eklediği yeni özelliklerin tanıtımıyla 3 yıl önce girdiği arama motoru alanındaki en önemli atağını yapmış oldu. Şirketin Genel Müdür Yardımcısı Derrick Connell tarafından yapılan demo ve açıklamaya göre Bing, kısa bir süre sonra, yapılan aramaların sonuçlarını 3 ayrı sütunda getirecek. En solda klasik arama motorunun sonuçları, ortada Bing’in önerileri, en sağda ise sosyal ağınızda konuyla ilgili kişi ve sonuçlar yer alacak. Örnekleyecek olursak; New York’a seyahatiniz sırasında bir Broadway müzikaline gitmek isterseniz Bing’e ‘New York Broadway Musical’ yazdığınızda en solda bildiğiniz klasik sonuçlar gelecek ancak ortadaki sütunda Bing size kendi partner listesinden bir müzikal eleştirmenin ya da bilet ofisinin sitelerini getirecek. En sağdaki sütunda ise, sosyal ağlardaki arkadaşlarınızdan daha önce Broadway’de müzikale gittiklerini işaretleyenlerin ya da albümlerine müzikal fotografı koyanların listesi gelecek ve böylece siz onların bilgilerinden yararlanacaksınız hatta onlardan bir mesajla izlenim ve önerilerini alabileceksiniz.
Hizmetin Google’dan en büyük farkı ise, Google, sosyal medya entegrasyonunu sadece kendi Google+ hizmeti ile gerçekleştiriyorken, Bing şimdilik Facebook ve Twitter’daki kişisel ağınızdaki ilişkin bilgileri getirmekte. Ancak Microsoft yetkilileri çok yakında Quora, LinkedIn, FourSquare ve Google+’dan da sonuçları getireceklerini belirtiyorlar. Tasarım olarak son derece kullanıcı dostu ve işlevsel bir düzenlemeye sahip hizmetin performansını henüz açılmadığı için bilemiyoruz. Test edenler içinde searchengineland.com gibi henüz yeterli bulmayanlar da var, theverge.com gibi eksiklerine rağmen beğenenler de... Açık olan şu ki, Bing vaad ettiklerinin bir kaçını bile hayata geçirirse, arama motoru pazarında güçlenecek.
Bing’in bu hamlesine ilişkin en merak edilen husus ise, dünyanın en büyük sosyal medya verilerine sahip olan Facebook’un böyle bir işbirliğini nasıl kabul ettiği. Her ne kadar Microsoft hissedarları arasında yer alsa da, geçtiğimiz sene arama teknolojileri konusunda önemli bir kaç patent alan Facebook’un gelecek projeksiyonunun bu denli hayati bir parçasını tamamen Bing ile çözümlemesi çok mantıklı görünmüyor. Akla gelen en yakın olasılık, Facebook’un önümüzdeki günlerde yapılacak halka arzı öncesinde kamuoyunda oluşan olumsuz havayı Microsoft gibi bir devle yaptığı işbirliğini de öne sürerek dağıtması ve yatırımcılara olumlu bir mesaj vermesi olabilir. Ancak orta vadede bu ikilinin yollarının ayrılması durumunda bile artık Sosyal Arama konusunda Google ve Facebook’un yanında bir de Bing’i dikkate almak gerekecek. Rekabetin gidişatını ise, bu alandaki oyuncuların toplayacakları kullanıcı verilerinin genişliği ve derinliği belirleyecek. Sahi, bu üçünden daha geniş ve derin kullanıcı verilerinin üzerine oturup hala kış uykusunda olan birileri daha vardı ama ben de onları unuttum, galiba onlar da kendilerini...
Turkcell'in gelecekteki rakibi Facebook mu?
Yeni Medya'nın hızlı gelişen rekabet arenasında bugünün dost-düşman tablosuna bakıp yarını kestirmek güç!
Bilgi, iletişim ve medya sektörleri arasındaki teknolojik yakınsama (convergence) ve bunun ortaya çıkarttığı yeni iş alanları sayesinde bir kaç sene önce birbirinin kuyusunu kazan şirketleri bugün can ciğer kuzu sarması görebilmek mümkün. Mesela Nokia ile Microsoft un mobil alandaki işbirliği :) Ya da yıllar boyu ‘ayrı dünyalarda yaşadıklarını’ düşünen şirketlerin yolları birden kesişiyor ve bir anda kendilerini boğaz boğaza rekabet halinde bulabiliyorlar. Örnek mi? 2000li yılların internet dünyasının üç yıldızından ikisi olan Google ve Facebook. Bir internet arama motoru firmasıyla bir sosyal medya platformunun yollarının kesişebileceğini, bu firmaların kendileri bile uzun zaman pek akıllarına getirmeden ayrı ayrı ve mutlu mesut bir hayat sürdüler. Ancak yakınsamanın ortaya çıkarttığı yeni bir kavram, internetin bu iki devini karşı karşıya getirdi.
Önümüzdeki dönemde kıyasıya rekabetin olacağı bu yeni sahnenin adı da, SOSYAL ARAMA! Sosyal arama kavramını basit bir örnekle anlatacak olursak, diyelim Adana’ya seyahate gittiniz ve kentin farklı bir lezzet durağını keşfetmek istiyorsunuz. Bunun için Google’dan ‘en lezzetli adana kebap nerede?’ şeklinde bir soruyla arama yapsanız bile Google’ın önünüze getireceği, kendi arama motorunun mantıksal ve sizin damak zevkinizden habersiz sıralanan bir listedir. Bundan tatmin olmadığınız zaman genellikle yaptığınız Adana’yı bilen bir-iki arkadaşınızı arayıp önerilerini almaktır. Arkadaşlarınız sizi iyi tanıyor ve damak tadınızı biliyorsa, önerilerini de ona göre yapacaktır. Tabii böyle bir arkadaşı bulmak her zaman mümkün olmayabilir:)
Son dönemde, yeni bir seçenek daha şekillenmekte: sosyal medyadaki kişisel ağlarınız üzerinden merak ettiğiniz soruyu sormak ve gelen önerileri toplayıp oradaki eğilime ya da kişilerin ikna gücüne göre bir karar vermek. İşte sosyal arama, tüm bu üç yolu harmanlayıp, “sorunuza sizin için en uygun yanıtı vermek” amacıyla hizmet verecek anlamsal (semantic) internet hizmetlerinin genel adı olacak.
Yakın gelecekte internetin en sık kullanılacak bu hizmet türü için gerekli olan unsurlar ise, Google benzeri bir algoritma ile çalışacak mantıksal arama motorları ve ona ruh kazandıracak sosyal medya platformları olacak; Yani Google ile Facebook’un birleştirilmiş hali! İşte bu iki firmanın rekabeti de burada ortaya çıkıyor.
Google bu tip bir sosyal arama için ihtiyacı olan kullanıcı bilgi ve davranış bilgilerini kendi kurmaya çalıştığı bir sosyal medya platformu sayesinde toparlamaya çalışıyor. Geçmişte yapmaya çalıştığı Wave, Buzz gibi başarısız denemelerin amacı da bu zaten. Her ne kadar şirket yalanlasa da yeni bir sosyal medya projesinin daha yolda olduğu aşikar.
Öte yandan Facebook, kendi sosyal medya platformunun üzerine entegre edeceği arama motoru için bir süredir Bing arama motoru ile işbirliği içinde gibi görünse de iki ay önce tescil ettirdiği bir arama motoru (curated search) patenti ile uzun vadede bu konuyu kendi insiyatifinde çözme arzusunu ortaya koyuyor. Bu alanda ilk ürünü kimin çıkaracağı bilinmez ancak yarışta öncelik elde edebilmek için en kıymetli hazinelerin başında firmaların ellerindeki kullanıcı veri tabanları ve bunları etkin biçimde kullanabilme yani değerlendirebilme becerileri geliyor. Bu noktada olabildiğince çok kullanıcının verisine sahip olmanın ötesinde her kullanıcıya ilişkin olabildiğince farklı davranış bilgisi toplamak da önemli, ki bu sayede her bir kullanıcının sosyal profilini çıkartabilmek mümkün olacak ve sizin her türlü sorunuza başka sosyal profillerin uygun davranışlarından yola çıkarak yanıt bulunabilecek.Örneğimize dönersek, sosyal arama motoru, Adana’da sizin damak zevkinize uygun bir restoran listesiyle yanıtlayacak sorunuzu.
Bu alan için en büyük iki rakip Facebook ve Google olarak görünse de, potansiyel olarak kullanıcı bilgisi bağlamında onlardan çok daha değerli bir hazineye sahip olan başka bir oyuncu daha var; GSM operatörleri. Aslında onlarda bu iki firmanın elindekilerden öte, kullanıcının anlık konumu, temel kimlik bilgileri gibi çok daha değerli veriler var. Eğer GSM Operatörleri ellerindeki bu veriyi değerlendirip abonelerini birer sosyal profil olarak şekilleyebilirlerse sosyal arama hatta sosyal medya oyununun çehresi değişebilir! Ya da tam tersi bir gelişmeyle, Facebook ve Google gibi Yeni Medya devlerinin GSM operatörlerini yutarak devasa platformların oluşacağı bir dönemin de önü açılabilir.

