Mobil'i Yeniden Düşünmek

Screen_shot_2012-03-02_at_11
Bir tarafta cephelerini mobil dünyaya genişleten İnternet oyuncuları, öte tarafta ise  hareket alanları sınırlanan mobil iletişimin devleri..

Doksanlı yıllardan itibaren 10 yıl kadar kesintisiz izlediğim Dünya Mobil İletişim Kongresi (MWC) etkinliği, sektörden uzak durduğum son 8-9 yıldan bu yana farklı bir hal almış. Mobil İletişim Sektörü’nün kuruluş yılları olan 90ların ilk yarısında mobil operatörler, telefon üreticileri ve düzenleyici kurumların işbirliğiyle başlatılan etkinliğin amacı, bir önceki yılın genel bir değerlendirmesini yapmak, sorunları tartışmak ve geleceği planlamak olarak tarif edilebilir. Organizasyonun ilk yıllarında,  dünyanın en ileri teknolojilerini yaratan, bulan, geliştiren ve kullanan sektör, elde ettikleri devasa gelirlerin uzun yıllar keyfini de sürdü. Ancak bu  ‘Lüküs Hayat’ dönemi, 2000li yıllardaki küresel krizler ve mobil internet olgusunun rasyonel bir tabana oturtulamaması yüzünden bir duraklama dönemine girdi. 2012 itibarıyla yıllık birkaç trilyon dolar civarında toplam iş hacmine ulaşılmasına karşın, düşen kar marjları ve internet sektörüyle yakınsama sonucu pazara giren Apple, Google ve Facebook gibi ‘yeni’ oyuncular, sektörün eskilerinde ciddi bir gelecek kaygısı yaratmış durumda. Bugün gelinen noktada, mobil iletişim kavramının yeniden ele alınması ve konumlandırılması bir zorunluluk.


Geçtiğimiz günlerdeki MWC2012 etkinliğinde işte bu koşullar altında biraraya geldi mobil iletişim sektörü. Arada geçen yıllarda eski oyuncuların kimi tamamen sektörden çekilmiş, kimi faaliyet alanını daraltmış, kimi ise yeni koşullara göre kendisini yapılandırmaya çalışıyor.

Mobil telefon pazarında uzun yıllar once yükseldiği liderlik konumunu son yıllardaki değişimlere karşın hala sürdüren Nokia da, bu son kategoriye girenlerden.

Nokia

Şirket, telefon pazarının trendlerini uzun yıllar tek başına belirlese de, son yıllarda telefonların akıllanarak internete girmesi trendinde zorlu rakiplerle karşı karşıya. Özellikle son bir kaç yıldır Apple’ın yepyeni bir sunumu olan, dokunmatik ekranlı  ve uygulama sayısı zengin iPhone ve iPad deneyimi, Samsung’un görselliği yüksek Galaxy serisi ve HTC firmasının fiyat/performans oranı yüksek modelleri karşısında rekabette zorlanan Nokia, geçmişteki olumlu, olumsuz tüm deneyimlerinden yola çıkarak yeni bir oyun planı ile çıkıyor tüketicinin karşısına. Bu oyunun ilk adımı olarak, halihazırda lideri olduğu orta ve alt gelirli tüketici kitlesini 95 Euro civarı ekonomik fiyatlı ASHA modelleriyle akıllı telefon deneyimiyle tanıştırmayı ve bu telefonlar üzerinden sunacağı uygulamalarla bu segmentteki liderliğini pekiştirmeyi hedefliyor.

Şirket bir ikinci adım olarak, en çok zorlandığı üst gelir segmentinin ilgisini bu yıl içinde piyasaya süreceği LUMIA serisi akıllı telefonlarla çekmeyi hedefliyor. Bunun için Windows Phone işletim sistemini seçerek bu alanda rakiplerinin IOS ve Anroid tabanlı telefonlarına alternatif olmayı planlıyor. Nokia’nın bu planlarında başarılı olabilmesi için en kritik husus ise, rakiplerinin oldukça iyi durumda olduğu uygulamalarda. Halihazırda App Store’dan yaklaşık 25 milyar, Android Market’ten ise 10 Milyarı aşkın uygulama indirilmiş durumda.  Tüketicinin hayatını kolaylaştırdığı için telefon seçiminde giderek daha önemli bir unsur haline gelen bu hususta, Nokia’nın yerel bazda uygulama geliştiricilerle yapacağı işbirlikleri pazardaki geleceğini belirleyecek önemde. Şirketin halihazırda pazarın ‘zihin lideri’ olması bunun için büyük bir avantaj ancak rakiplerine yetişmek için ciddi bir çaba ve uygulama geliştiriciler için rakiplerinden farklı destek ve işbirliği adımları atması gerekli. Kuracağı eko-sistemin büyüklüğü oranında Nokia, mobil iletişimin yeni biçimlendiği alanda yerini alacak.

Bu yıl, eski oyuncular dışında mobil iletişim dünyasına adımını atan ve sektörün eskileriyle hem rekabet hem de işbirliği arayan yeni internet oyuncuları da dikkat çekti. Bunların başında da Facebook geliyor.  

Bret_taylor_mwc2012

Etkinlikte bir sunum yapan şirketin teknik patronu Bret Taylor, toplam 845 milyon abonelerinden 425 milyonunun Facebook’a mobil telefonları üzerinden bağlandığını ve bu doğrultuda mobil alanın güçlü oyuncularıyla işbirliği yapmak istediklerini söyleyerek sektöre bir zeytin dalı uzattı. Hatta bunun ilk somut adımı olarak da, Facebook platformu üzerinden yapılacak alım satımların telefon faturası üzerinden tahsil edilmesiyle ilgili bir kaç küresel GSM operatörüyle başladıkları projeye ilişkin bilgi verdi.
 
Img_1366
 

Evet, mobil iletişim başladığı ilk yıllardan çok daha farklı bir dönüşüme giriyor. Bu dönüşüm sürecinde, İnternetin gidişatını kavrayabilen mobil iletişimciler ile onların güçlü yönlerinden faydalanma becerisi gösterebilen internet oyuncularının hatları hep açık kalacak, diğerlerininki ise kapsama alanı dışına çıkacak!

Screen_shot_2012-03-03_at_00

 

Cep Telefonu Pazarında Devir Değişiyor

Media_httpismailhpola_ecjil

Cep telefonu sektöründe yeni yetme oyuncular,  yılların devasa firmalarının tahtını fena sarsıyor!  

Gartner’in geçen ay açıkladığı 2010 ikinci çeyrek cep telefonu pazarı araştırmasına göre dünyada son 3 ayda toplam 325 milyon cep telefonu satılmış.  Bu, geçen yıl aynı döneme göre %14lük bir artışı gösteriyor.  Pazarda olumlu bir gidişata işaret eden bu artışa karşın açıklanan diğer rakamlar, sektörün 'tartışılmaz' lideri Nokia ve pazarın eski firmaları için tehlike çanlarının çalmaya başladığı mesajını veriyor; Pazarın en büyük 5 firması (Nokia, Samsung, Motorola, LG ve Sony Ericsson)  ikinci çeyrekte Apple, RIM ve HTC  gibi pazarın yeni sayılan oyuncularına karşı %4.1 pazar payı kaybetmiş.  Samsung ve LG firmalarındaki toplam % 1.5 civarı artışa karşın lider Nokia %2.6 ve Motorola da %2.8lik düşüş yaşamış, SonyEricsson ise adeta yok olma noktasında.  Üstelik yeni oyuncuların sadece üst gelir seviyesine hitap eden akıllı telefonlar ürettiğini göz önüne alırsak, bu rakamların ciddiyeti anlaşılır. Peki  yaklaşık 20 yıldan beri pazarı tekellerinde tutan bu dev firmalar bu çıkmaz yola nasıl girdi? Mobil iletişim sektörünün başlangıcı olan 1990lı yıllarda Ericsson, Nokia, Motorola, Siemens, Alcatel gibi mobil altyapı firmalarının hepsi mobil iletişim sistemlerini bir bütün olarak ele alıp değer zincirinin şebekeden telefona tüm halkalarını kendi ürünleriyle tamamlıyor ve mobil operatörlere temin ediyorlardı. O yıllarda Dünya GSM Birliği’nin (GSMA) belirlediği standartları da tasarlayan bu firmaların hem tasarım, üretim ve dağıtım güçleri, hem de operatörlerle ilişkilerine karşı rekabet imkansızdı. Çünkü o dönemlerde telefonun en önemli fonksiyonu konuşma idi ve GSM şebekesini çok iyi tanıyan bu firmalarla ses kalitesi, fiyat ve dağıtım ağı rekabeti yapmak zordu. Bu gidişat, 2000li yılların başına kadar değişmeden geldi.   O yıllarda işin içine önce SMS ve daha sonra da mobil internet girmeye başladı. Aynı dönemdeki ekonomik krizin de olumsuz etkileriyle Alcatel, Siemens gibi markalar pazardan silinirken Ericsson, çareyi Sony ile güç birliği yapmakta buldu.  Pazardaki bu değişimi ve telefonun kulaktan öte göze de hitap etmesinin avantajını farkeden Samsung ve LG de, bu dönemde önemli paylarla sektöre giriş yaptılar. Tüm bu değişime karşın mobil şebekeler ve operatör dinamiklerini iyi bilen Nokia, Motorola ve Sony Ericsson gibi eski firmalar, bu sektör  hakimiyetlerinin rekabet için yeterli olacağını düşünmüş olmalılar ki, mobil interneti yeterince iyi değerlendirmeyip bu konuda ortak bir standart hazırlamaktan kaçındılar. Symbian, Java gibi başıboş çözümler de bu ilgisizlik sonucu hep zayıf kaldı ve tüketiciler de bu eski firmalar ne verirse onu yedi; Taa ki birkaç yıl önce piyasaya sunulan, mobil internet özellikleri yüksek akıllı telefonlara kadar. Önce Blackberry ve iPhone ile vücuda gelen bu telefonlar, Pazar dinamiklerini iyiden iyiye değiştirmeye başladılar.  Bunlara  Google’ın geliştirdiği Android mobil işletim sistemiyle çalışan HTC de eklendi ve bir anda yıllardır aynı yemeği yemekten bıkan tüketicinin gözdesi  oluverdiler. Eskiler ise, pazarın değişimini anlamaya çalışırken yılların verdiği tatlı para rehavetini hala üzerlerinden atamamışa benziyor. Geliştirdikleri tüm çözümler, iPhone ya da Blackberry’nin görselliği ya da HTCnin fonksiyonelliğinin yanına bile yaklaşmaktan uzak. Yazıdaki rakamlardan da yola çıkarak yorumum, Nokia ve Motorola bu kurumsal rehavetle tüketicilere çözüm sunmaktan giderek daha da uzaklaşmaktalar ve bunun sonucu önümüzdeki dönemde daha da fazla pazar kaybedecekler. Mobil internet ve akıllı telefon mantığına daha yakın olan Samsung ve LG’nin ise bir süre daha pazarda tutunması olası. Ancak açıkça görünen, yakın gelecekteki büyük rekabet, Apple ve Anroid işletim sistemini kullanan HTC gibi firmaların akıllı telefonları arasında olacağı. Tüketiciye artık sesin ötesinde bir şeyler sunmak lazım. Sesim geliyor mu? (15 Ağustos 2010, Business Week Türkiye)
Tags
  • nokia (4)