Yeni bir Medya Çağı!

Media_httpismailhpola_inxpm

Küresel kriz sürecinin sonunda endüstri çağı kapanırken geleneksel medya, en etkin mecrası GAZETEyi kaybedebilir!

Her hafta klavyenin başına ‘yeni medyanın olumsuz yönlerinden söz etmek’ niyetiyle oturuyorum ama Yeni Medyaya ilişkin öyle eksik, hatalı ve kulaktan dolma bilgiler görüyorum ki buna bir türlü sıra gelmiyor. Örneğin, Vatan Gazetesi’nden Sanem Altan ¨Bu aralar sık sık ‘Yeni Medya’ diye bir laf duyduğunu ve Twitter’dan bir okurunun bununla yandaş medyayı kastettiğini anladığını ancak onların da medyaya bir yenilik getirmediğini¨ yazmış. Okur olarak ister istemez aklınıza ¨Peki nedir Yeni Medya?¨sorusu geliyor. Ancak bu sorunun yanıtını havada bırakarak (Yeni Medya=Yandaş Medya) gibi tuhaf bir çıkarımla noktalamış yazısını Altan.

Bir diğer gazete ikonu Ertuğrul Özkök de, geçtiğimiz hafta Apple şirketinin borsada Exxon şirketinin değerini geçerek küresel ekonomik iktidarı devraldığı bir devrimi müjdeliyor.  Sloganı ise ‘Garaj çocuklarının iktidarı!’ Özkök'e 'Günaydıııın!' diyelim ve soralım; peki o garaj çocuklarını iktidara getiren ne? Apple’ın yarattıklarına hala endüstri döneminin kalıplarıyla bir ‘ürün’ olarak bakan bir zihniyete Yeni Medya’yı anlatmak ne zor!

Oysa artık günleri sayılı olan geleneksel mecralarını kurtarmaları için adeta bir can simidi Yeni Medya. International Newsmedia Marketing Association adlı kuruluşun 2011 raporuna bakılırsa gazetelerin en fazla 20-30 yıllık ömrü kaldı. Raporun içinde bulunduğumuz kriz koşullarını öngörmeden hazırlandığı göz önüne alınırsa, özellikle uzun durgunluk tipi bir süreçte gazetelerin ciddi mali sıkıntılarla boğuşmasının ve bu sürenin 5-10 yıla inmesinin bile olasılık dahilinde olduğu görülebilir.  Söz konusu olasılığı, Harvard Üniversitesi’nin gazeteciliğin geleceğini incelemek amacıyla kurduğu Nieman Journalism Lab sitesindeki, Newsonomics adlı köşesinde değerlendiren medya sektörü analisti Ken Doctor, ABD’de gazetecilik sektörünün 22 çeyrekten beri sürekli gelir düşüşü içinde olduğunu ve bu durumun Avrupa ve Asya’nın çoğu ülkesinde de benzer bir eğilim görüldüğünü belirtiyor. Doctor’a göre hemen bugün itibarıyla radikal kararlar alınmazsa, gazetecilik umulandan çok daha kısa sürede maziye karışma (oblivion) tehlikesiyle karşı karşıya. Yazar, dijital yayıncılık rekabeti için az da olsa hala gelişim zamanı olduğunu ancak medya patronlarının acilen ‘Dijitale dönüşüm’ kararı almaları gerektiğini, çünkü ekonomik kriz ve durgunlukla birlikte okuyucunun paralı kağıdı terkederek hızla ücretsiz internet mecrasına yöneleceğinin altını çiziyor. Gazetelerde yaşanabilecek bir mali kriz durumunda Doctor, ilk olarak gazetenin dijital öncelik stratejisi doğrultusunda bina, matbaa gibi değerlerini nakite çevirmelerini, eleman sayılarını dijital dönüşüme göre optimize etmelerini ve internete özel rasyonel iş modelleri geliştirmelerini önermekte. Bu doğrultuda tablet yayıncılık, internet seri ilanları gibi alanları fırsat olarak gösteriyor.  Ben de bunlara mobil telefon yayıncılığı ve lokasyon tabanlı ilan servisleri gibi detayları ekleyebilirim.

Ancak verilmesi gereken en temel karar, bu dönüşümün liderliğin haber temelli bir geleneksel yayıncılık ekolünden birine değil haberin ötesinde oyun, müzik gibi daha geniş bir içerik temeline oturan bir Yeni Medya ekolünden birine teslim edilmesi. ‘Dijitale öncelik’ kararını geçtiğimiz aylarda alan Guardian’ın Yayın Yönetmeni Alan Rusbridger ise, bunun iyi bir örneği.

Tüm bunları blogunda ‘Gazeteleri dönüştürmek için 10 Tweet’ başlığıyla 10 cümleye indirgeyen ve 2009 yılında ABD’nin en başarılı Yeni Medya yayıncısı seçilen John Paton’un  ‘Basılı mecranın insanlarını dinlemeyi bırakın da dijital mecranın sesine kulak verin’  twiti, bence olayı en iyi özetleyen cümle!

Ülkemizde Radikal Gazetesi’nin kağıt baskıyı bırakıp tamamen dijitale taşınacağının konuşulduğu bugünlerde belki bu ve benzeri yazı çizinin bir faydası olur. Aksi takdirde medyamızdaki çoğu gazetecinin köşe kadılığı ‘kağıt üzerinde’ kalacak!  

Yeni Medya Kültürü Üzerine

Media_httpismailhpola_jvefx

Sanal dünya, kimi zaman engin bir deniz, kimi zaman da karanlık bir dehliz! Yolumuzu aydınlatan kaynaklar ise sınırlı...

21. Yüzyıl her ne kadar bilgi çağı olarak konumlandırılmaya çalışılsa da sözü edilen bilginin bireylerin ne kadar umrunda olduğuna ilişkin ciddi kuşkular da yok değil.  Ağırlığı bloglardan mikrobloglara kayan sosyal medyada neredeyse 140 karaktere hapsedilen ifadeler, sözlük forumlarındaki uzun metinlere tahammülsüzlüğün sembolü “Özet geç!”  gibi sloganlar ve haber sitelerinde tıklama rekoru kıran sayfaların hep foto galeriler olması, bilgiye ne şekilde baktığımızı da gösteriyor.

Oysa sanal dünyayı , onun getireceği fırsatları ve tehditleri değerlendirebilmek için bu devasa ağın üzerindeki trilyonlarca veriyi süzecek  ve içinden işe yarar bilgiyi çekip alacak bir birikim ve senteze ihtiyacımız var. Sanal dünyanın engin denizlerine yelken açabilmek ve karanlık dehlizlerinde kaybolmamak, öncelikle içinde bulunduğumuz ortamın nasıl bir yer olduğunu anlatacak ve yolumuzu aydınlatacak referansların ne kadar var olduğuyla ilgili. Sözünü ettiğim, interneti geniş ve derin bir perspektifle ele alabilen ve bunu kitlelerle paylaşabilme becerisine sahip referans insanlar. Onlara ihtiyaç duymamızın  başlıca nedeni de, internet kültürü yaratan genç kitlenin bakış açısının henüz geniş ve derinlik sağlayacak olgunlukta olmaması.İronik olan ise, geniş ve derin bakabilme becerisine sahip otoritelerin ise internet kültürünü bir türlü benimseyememesi ve hatta uzak durmak istemesi! Ancak sayıları az da olsa, bu tezatın tam ortasında durabilen referans kişi ve onların yol gösterici üretimleri var.

Yeni Medya kültürüne meraklı olanlarınızın izlemesi adına bu kişileri ve çalışmalarını sizlerle paylaşmak isterim. Bunların ilki her hafta Radikal Gazetesi’nde yazdığı yazılarla Sanal Alem’in ucunu bucağını okurlarında değişik mizahi bir dille anlatan M. Serdar Kuzuloğlu. İnterneti hemen hemen ilk çıkışından beri izleyen ve köşe yazılarının yanı sıra, gerek TRT’de hazırlayıp sunduğu Sosyal Medya programı gerekse blog ve sosyal medyadaki paylaşımlarıyla Türkiye internetçilerinin yolunu aydınlatan bir meşale.  Kuzuloğlu’nun eleştirilecek tek yanı, internet konusunda hala bir referans olacak bir kitap yazıp kendisini yakından izleyen kitleyle paylaşmaması!

Cumhuriyet Gazetesi’nin Bilim ve Teknoloji Eki’nde her Cumartesi köşe yazan Tanol Türkoğlu da, hem köşe yazıları, hem de 10 yıldan beri yazdığı “Bilgi Toplumu”, “İnternetin Kitabı” ve “Dijital Kültür” kitaplarıyla Yeni Medya kültürüne önemli katkıları bulunan kişilerden. Özellikle son kitabı Dijital Kültür’de bilgiyi kullanım biçimimize getirdiği eleştirel bakış yol gösterici nitelikte. Türkoğlu’nun da vurguladığı gibi elimizdeki verileri bilgiye dönüştürmek yerine bilgiçlik taslamak için kullanmamız, bizi bilgi toplumuna değil bilgiçler toplumuna götürmekte.

Sosyal Medya’da internet kültürüne ilişkin küresel bilgi kaynaklarını tarayıp bize derlenmiş haliyle getiren bir diğer aydınlık insan da Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Özgür Uçkan. Uçkan’ın Cemil Ertem ile birlikte yazıp yeni piyasaya çıkarttığı “Wikileaks” kitabı, içinde yaşadığımız döneme internet üzerinden geniş bir politik bakış da getirmekte.

Yeni Medya kültürü konusunda farklı bir bakış sahibi olmak isteyenlerin mutlaka izlemesi gereken kişilerin başında Koray Löker gelir. Yılmaz bir Pardus savunucusu olan Löker, içine girip de bir türlü anlamlandıramadığımız internet dünyası ve etkilerine ilişkin keskin eleştirilerini ödünsüz ve her koşulda doğrunun yanında yer alma (m)eziyetiyle önümüze getirebilen ender kişiliklerden.  Blogundaki yazıları ve sosyal medyadaki tartışmaları izlenesi bir lezzettedir.

Son olarak değineceğim kişi ise, bu alanda üretimi en yoğun kişilerden Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Mutlu Binark. Yeni Medya kültürüne gerek kurduğu bloglardaki paylaşımları, gerekse kurduğu proje gruplarının yaptığı saha çalışmaları ve kitap üretimleriyle katkıda bulunan Binark’ın akademik katkıları çok boyutlu ve kendisinden sonra gelecek akademisyenlere yol gösterecek nitelikte. Elbette buradaki dar çerçeveli yazıma alamadığım ve faydalı üretimler yapan bir çok Yeni Medya insanı da var. Ancak bu kültürün doğru bir noktaya oturması ve insanlığı 21. Yüzyılda hedeflediği Bilgi Çağı’na götürmesi için daha çok yol göstericiye ihtiyacımız var.

Tags