1989’da Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan İsmail Hakkı Polat, 1989-2004 yılları arasında sırasıyla Siemens, Nortel-Netaş, Ericsson ve Turkcell gibi telekomünikasyon firmalarında mühendis ve yönetici olarak çalıştı. 2004 yılından bu yana Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak “Yeni Medya” dersi veren Polat, Türkiye’nin ilk ve tek Yeni Medya Bölümü’nün kuruluş çalışmalarında da rol almıştır. Ayrıca, Doğan Holding, Merkez Yayın Grubu ve Ciner Medya Grubu gibi medya kuruluşlarının mobil iletişim ile ilgili birimlerinin kuruluş ve interaktif servislerinin geliştirilmesi aşamalarında yönetici veya danışman olarak aktif görev yapmıştır. Polat, Yeni Medya konusundaki görüş ve düşüncelerini her hafta Bloomberg Business Week Türkiye dergisindeki köşesinde okuyucularla paylaşmaktadır.
İletişim için: Öğ. Gör. İsmail Hakkı POLAT Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü
ismail.polat (@) khas.edu.tr 0-212-533 46 07
Ismail Hakki Polat graduated from Middle East Technical University Electrical & Electronics Engineering Department in 1989. Along his professional carrier, he mainly worked in the global leading companies of telecommunications industry such as Siemens, Nortel, Ericsson and Turkcell in different positions ranging from engineering to executive management. Since 2004, he has been lecturing on New Media at Kadir Has University as well as setting up the new media services of local media conglomerates such as Dogan Holding, Merkez Broadcasting & Publishing Group and Ciner Media Group as an active consultant. He is also the initiator of the establishment of the first and still the only New Media University Department in Turkey. He has a column in Bloomberg Business Week Turkiye where he shares his opinions on new media on a weekly basis.
Contact Info: Lec. Ismail Hakki POLAT Kadir Has University New Media Department
Dünyanın en kalabalık sanal platformu Facebook, İnternet tarihinin en büyük halka arzını yapmaya hazırlanıyor!
Finans dünyasının birkaç yıldan beri yolunu gözlediği şirket, nihayet geçen çarşamba ABD Sermaye Piyasası Düzenleme Kurulu SEC’in kapısını çaldı ve gerekli dökümanları teslim ederek 2012’nin en heyecan verici halka arz sürecini başlattı. İşte o andan itibaren küresel finans çevrelerinin bir numaralı gündemi Facebook oldu ve şirketle ilgili çok yönlü ve spekülatif bilgi bombardımanı başladı.Bahar aylarında (büyük olasılıkla Nisan gibi) yapılması planlanan halka arzın sonucunda şirket, piyasadan 5 Milyar dolar nakit sağlamanın yanısıra 100 Milyar dolarlık piyasa değerine ulaşmış olacak. Bu bereketli süreç, şirketi sekiz yıl önce kuran en büyük hissedar Mark Zuckerberg’in servetini 12 milyar dolara yükseltmekle kalmayacak, Facebook çalışanlarını dolar milyoneri ve aralarında U2’nun solisti Bono’nun bulunduğu bir grup erken dönem yatırımcıyı da dolar milyarderi yapacak. California Valiliği bile, vergilerle 9.2 milyar dolara ulaşacak bütçe açığını bu yeni Facebook zenginlerinin halka arz sonrası ödeyeceği toplamı yüz milyonlarca doları bulacak vergileriyle kapatmak için şimdiden kolları sıvamış durumda. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda yatırımcı ise, tüm bu gelişmeleri yakından izleyerek halka arza ilişkin bir yaklaşım geliştirme çabası içinde. Peki Facebook hisseleri almalı mı, almamalı mı? Bu sorunun yanıtını bulabilmek için şirketin içinde bulunduğu ortamı ve dinamiklerini iyi analiz etmek gerekiyor. Ancak bunu Sanayii Çağı’nın bol rakamlı (çoğu zaman da analitik değil palavra olan) projeksiyonlarıyla değil bu yeni çağın sosyal ve girişimcilik ruhuna uygun vizyoner perspektifiyle değerlendirmek daha anlamlı. Facebook’u uzun zamandır takip eden ve halka arza ilişkin ilginç değerlendirmelerde bulunan Time.com’dan Sam Gustin, şirketin (Google, Yahoo gibi İnternetin ilk döneminde yıldızı parlayan rakiplerinden farklı olarak) geliştirdiği kullanımı kolay platform ile, insanların birbirlerine zaman-mekan sınırlaması olmaksızın bağlanabildiği ve bilgi, duygu ve düşüncelerini paylaşmalarına olanak tanıyan yeni bir medya oluşturduğunu belirtiyor. Gustin, şirketin başarısının altında, demokratik, meritokratik ve her türlü paylaşımı süratle yayabilen yapıdaki bu sosyal etkileşim platformu sayesinde, insanların daha açık, şeffaf ve birbirine bağlanabilir (connected) hale gelmesini gösteriyor.
Kimi çekincelerim olsa da temelde yazarın görüşlerine katılıyorum. Her ne kadar sansür, mahremiyet ve gizlilik ihlalleri konusunda ciddi bir sabıkası olsa da bu, Facebook’un insanlığı internetin ikinci aşaması olan sosyal medya dönemine sürükleyen şirket olduğu gerçeğini değiştirmez. Halihazırdaki 845 milyon aylık ve 432 milyon günlük aktif abone sayıları ve 3.8 Milyar dolar 2011 yılı geliri de bunu kanıtlıyor. İki-üç istisna dışında bu yeni iletişim ortamında faaliyet gösteren hiç bir şirketin henüz rüyasında bile göremediği rakamlar bunlar. Zaten Zuckerberg de, halka arz talebi için SEC'e yazdığı mektupta bu dönemin daha başında olduklarını ve alınacak çok yol ve değerlendirilecek pek çok fırsat olduğunu söylüyor. Facebook’u diğer tüm rakiplerinden farklı kılan ise, bu çok bilinmeyenli yolu girişimci bir ruhla keşfetmeye çalışmaları ve yaptıkları keşiflerle platformlarını sürekli yenileyerek doğru yönde hızla ilerlemeleri. Geçen aylardaki F8 etkinliğinde duyurdukları yeniliklerle ‘yetişti, yetişiyor!’ denilen Google+ ile arayı ciddi biçimde açmaları bunun en iyi örneklerinden. Daha piyasaya tam olarak sürmedikleri sosyal arama, Facebook Credits, vd. bir çok yeniliğin ve en önemlisi uygulama geliştiriciler açısından cazip eko sisteminin de bu rekabette onlara anlamlı avantajlar sağlayacağı da aşikar. Sonuç olarak Facebook halka arzının, bu yıla damgasını vuracak bir finansal gelişme olacağı kesin. Şirketin gelecekte hangi noktaya geleceğini şimdiden bilmek imkansız ama merak edenler şu örneğe bakarak bir kıyaslama yapabilir; Bundan 8 yıl önce sadece bir arama motoru ve test aşamasında bir e-posta servisi olan Google, 23 Milyar dolar pazar değeri ile halka arz edildi. Peki bugünkü değerinin ne kadar olduğunu biliyor musunuz?