- Posts tagged sanalika
- Explore sanalika on posterous
Şu İnternet olmasa ne güzel yönetirdim medyayı
Hareket alanları giderek daralan medya patronları yakında böyle laflar ederse şaşırmamak lazım.
Reklamverenlerin internet ve mobil mecralara ayırdığı bütçeler arttıkça reyting, tiraj ve gelirlerindeki düşüş trendi giderek belirginleşen gazete ve televizyonlar, ‘çareyi’ internetin olumsuz yönlerini öne çıkaran haberler yapmakta buluyorlar galiba. ¨Facebook Cinayeti¨ ya da ¨Sanal Tuzak¨ gibi interneti olayın aracı değil de odağı olarak konumlayan manşetler sayesinde internet için ‘genç kuşağın uzak tutulması gereken bir bataklık’ şeklinde bir kamuoyu algısı oluşuyorsa, bunda geleneksel medyanın büyük payı var. Sanki cinayetler Facebook üzerinde işleniyor ya da tuzaklar gerçek dünyada değil de sadece sanal dünyada kuruluyor. Amaç, sadece kötüleme olduğundan ortada ne bir çözüm önerisi var ne de internetin olumlu yönlerini gösterme çabası. Halbuki ne kadar kötülenirse kötülensin, insanların internetten vazgeçebilecekleri zamanları geçtik artık. Peki gazete ve TVler yakın gelecekte ağırlıkla varlıklarını sürdürecekleri bu mecrayı bu kadar olumsuzlamakla bindikleri dalı kesmiyorlar mı? Ne gam, nasıl olsa vizyonları tepedeki yöneticilerinin kariyer ömrüyle sınırlı! Diğerleri mi? Banu Güven, Can Dündar, vb. durumdaki birçok medya ‘yıldızı’ interneti işsiz kaldıklarında geçici bir süre için varlıklarını sürdürecekleri bir yer olarak görüyorlar. Çok eleştirmeme karşın başta Cüneyt Özdemir olmak üzere bu mecranın ruhunu algılayan bir kaç kişi dışında geleneksel medyadaki herkesin arzusu, kendi meslek yaşamları boyunca ‘mevcut düzenin bozulmadan gitmesi’ yönünde. Twitter’da yüzbini aşkın takipçisi ile adeta başlıbaşına bir gazete tirajı yakalayan Ece Temelkuran bile sosyal medyayı ‘ergen muhabbetlerinin yapıldığı yer’ olarak tanımladıktan sonra varın gerisini siz düşünün. Aslında Yeni Medya, özellikle yayıncılıktan farklı işlerle uğraştıkları işler yüzünden eleştirilen medya patronları için fırsatların dolu. Üretilen içeriğin çok fazla farklılaştırılmadan cep telefonu, bilgisayar gibi ekranların tümüne ışık hızıyla gönderilmesini ve milyonların dolaşımına açılmasını sağlayan bir ortam. Geleneksel medyanın bu noktada bir türlü aklının kesmediği husus, buradan nasıl para kazanılacağı. Tek bildikleri ve interneti kötülemek pahasına ısrar ettikleri model ise, ürettikleri içeriği satmak ve reklamdan para kazanmak. Oysa internette, özellikle sosyal medya üzerinde bambaşka bir medya kimliği şekillenmekte. İnsanların etkileşimde bulunabilecekleri sanal meydanlarda bir araya gelme arzusundalar artık. Bu bakımdan üretilen bir içeriğin tek başına okunması, dinlemesi ya da izlenmesi eski önemini yitirmekte. Üretilen içerik ücretsiz ve serbestçe paylaşılabilmeli ve bu sanal meydanlarda binler, onbinler hatta milyonların gündemine girebilmeli. Bu ortamlarda içerik paylaşımının ötesinde müzik de dinlenebiliyor, oyun da oynanabiliyor. Kısacası sanal bir dünya artık bu tip noktalar. Yeni Medyada halihazırda geliştirilen iş modellerinde bu tip sanal paylaşım noktaları aynı zamanda birer reklam mecrası hatta reklamın ötesinde paylaşımlara uygun temalarda ürün ve hizmetlerin satıldığı sanal mağazalar olarak konumlanıyor. Sosyal Alışveriş adı verilen bu yeni kavramda, arkadaş paylaşımı ve önerisi ana motivatör. Bu sanal ortamın Facebook Credits gibi sanal para birimleri bile oluşmaya başladı. Bu noktadan itibaren artık sadece yayıncılık mecrasından değil yayıncılığı da içine alan bir sosyal bilgi ve eğlence platformundan söz etmek daha anlamlı. ‘Facebook varken böyle bir platform kurulabilir mi?’ endişesindeki geleneksel medya erbabına öncelikle internette Sanalika ve Mynet sözcüklerini aratmalarını ya da çocuklarına bu iki sözcüğü sormalarını öneririm! Sonuçta Yeni Medya, içinde yayıncılık, oyun, müzik, sinema, alışveriş gibi bileşenleri olan bir sosyal platform olma yolunda. Eski patronların kafasındaki ise 'baki kalan bu kubbede bir hoş sada'!İnovasyon sokakta yapılır!
Fark yaratan ürün ve hizmetler neden parlak beyinlerle dolu kurumsal şirketlerin değil de 2-3 gencin bireysel çabalarıyla hayatımıza giriyor?
Bu sıralar en sevdiğim şeylerden biri, yeni keşfettiğim ve sosyal medyanın zirve noktalarından biri olduğuna inandığım Quora.com sitesinde gezinmek.
Ana fikri, (sosyal medya ruhunun da temeli olan) bilgi paylaşımına dayanan sitenin mantığı ise basit; Bir soru başlığı açılıyor ya da açıyorsunuz. Takip ettiğiniz ya da takipçilerinizden oluşan kitle ile birlikte o sorunun yanıtını/yanıtlarını tartışarak bulmaya çalışıyorsunuz. Site size, soru ile yanıtlarını, sorunun dahil edildiği kategoriyi ya da yanıtlarını beğendiğiniz kişileri takip etme olanağı da veriyor. Böylece Google'ın sosyal medyada neden başarılı olamadığından alternatif enerji kaynaklarınının gelişim durumuna kadar çeşitli soruların yanıtlarını ya da küresel finans kriz gibi konu başlıklarının altındaki tüm soru-yanıtları takip edebiliyorsunuz.
Daha önce Yahoo’nun Answers hizmeti ile sunduğu bu format, kurgusunun cazip olmaması nedeniyle pek fazla tutmamıştı. Oysa Adam D'Angelo ve Charlie Cheever adlı 20li yaşlarını süren iki genç mühendis, konuyu daha farklı bir yaklaşımla ele alarak yepyeni bir sunumla adeta yeniden yarattı. Quora'da soru başlığının altında yazılan yanıtları “teşekkür etme”, “beğenme” gibi kriterlerle değerlendirebiliyorsunuz. Tabii yanıt sahiplerinin beğeni toplayan yanıtları ne kadar artarsa, onu izleyen kitle içinde itibar puanı o kadar artıyor ve böylece yeni takipçiler kazanıyor. Yahoo’nun karmaşık ve anlaşılması zor ekranlarından farklı olarak katılımcılığı teşvik eden bir arayüz ve kurgu ile ortaya çıkan bu iki genç, 6-7 ay önce sitenin açılışında yine farklı bir anlayışla, kendi belirledikleri her konu başlığı için dünya çağında kanaat önderi olan kişileri Quora’ya davet ettiler. Bu sayede, hem o başlık altındaki soruların yanıtları rafine hale geldi hem de dışarıda kalarak içeride ne olup bittiğini merak eden kitle için Quora gizemli bir cazibe merkezi olmaya başladı. Zamanla bu kanaat önderlerinin davet ettikleri kişilerin de katıldığı Quora’da hala davet sistemi geçerli ancak konu başlıkları giderek çeşitleniyor ve gelenlerin de katkılarıyla yanıtlar daha da gelişiyor, zenginleşiyor. Kısacası, dünyanın en seçkin ve zengin bilgi bankası oluşuyor.
Bu sayede, bireysel ya da kurumsal sorularını Quora’da paylaşarak bunları oradaki üst düzey ortak akıl sayesinde çözümleyen ve çözümlemek isteyen ciddi bir kitle oluşuyor. Bu dev bilgi bankasını yanıtlarıyla geliştiren kişiler de, gerek kendi isimleri gerekse itibar puanlarıyla (orada kurdukları kişisel ağın da yardımıyla) yeni iş fırsatlarına yelken açıyorlar. Özellikle zor bilişim sorularını ustalıkla yanıtlayan genç yazılım mühendisleri, aynı ortamda bulunan firma sahipleri ya da yatırımcıların gözdeleri konumunda. Quora ise, geçen ilkbahar aldığı yatırımla daha emekleme aşamasında 86 milyon dolar değere ulaştı:) Bu aşamada soru şu; Yahoo neden başaramadı? Quora neden başarı yolunda?
Konuyu isimlerden çıkartıp genelleştirirsek, büyük şirketler yeni fikirleri hayata geçirmek için çok kurumsal ve disipliner yöntemler uyguluyorlar. Onlarca yüksek maaşlı kişinin plazalarda takım elbiseleriyle yaptığı, tüm yöneticilerin her şeye sürekli karıştığı ve sabah başlayıp akşam saatlerinde biten projelerden bir yenilik beklemek acaba ne denli doğru?
Oysa inovasyon denen şey, “sokaklarda sürten”, başarıya susamış, tutkulu hatta takıntılı bir kaç genç beynin hiç kimsenin karışmasına izin vermeden geliştirdikleri ve inatla yollarına devam ettikleri ve onların uykusuz gecelerinin ürünü yenilikler değil midir? Google, YouTube, Facebook, vd. dünya çapında öykülerin ortak noktası değil midir bu? Örneğin garajda kurulan Microsoft, plazaya çıktıktan sonra yeni ne üretti? Büyük şirket yöneticileri artık kendi plazalarında inovasyon ürettirmekten vazgeçip sokaklarda inovatif ürün ve hizmet üreten gençlerle onların girişimci ruhunu bozmadan işbirliğine yönelmeliler.
Haa, Türkiye’mi? Sözünü etmeye bile değmez. Son bir kaç yılda geliştirilen ve milyonların kullandığı iki parlak girişimin ikisi de (TTNet Müzik ve Turkcell Genç Play gibi iki güçlü rakibin arasından sıyrılıp gençlerin açık ara tercihi müzik platformu olan fizy.com ve dünya çağında 10 milyondan fazla üyesi olan 3 boyutlu sosyal dünya sanalika.com) şu anda erişime engelli. Cehennem kazanında birbirlerinin ayaklarından çeken Türklerin fıkrası misali, bu topraklarda yüzyıllardan beri hiç bir başarı cezasız kalmamıştır!

