Rekabet falan hikaye

Sosyal medyaya birkaç yıl önce hızlı bir giriş yapan SnapChat, son dönemde özgün formatının Facebook platformları tarafından kopyalanmasıyla rekabet gücünü kaybetmeye başladı. Peki ne olacak bu işin sonu?

Bugün açıklanan finansal sonuçlara göre Facebook, 2017 yılının ikinci çeyreğinde 9,32 milyar dolar gelir elde ederek sosyal medya alanında rakipsiz yükselişini sürdürdü. Halihazırda aynı adlı platformunda günlük 1,3 milyar aktif kullanıcısı olan Facebook, bünyesinde bulundurduğu 1 milyar aboneye sahip Whatsapp ve 400 milyon aboneye sahip Instagram ile birlikte sosyal medyanın yenilmesi güç armadasını oluşturmakta.

Her bir platformu farklı kitleler tarafından farklı amaçlarla kullanılan bu armada, tüm platformlardaki kullanıcı bilgilerinin tümleştirildiği veritabanı sayesinde, markalar için de cazip birer reklam mecraları.

Zaten son çeyrekteki gelir artışının başlıca nedeni de. 2 milyarı aşkın insanın temel kimlik bilgilerinden günlük yaşamdaki davranışlarına kadar geniş ve derin veri yelpazesine sahip bu devasa veritabanı. Tüm platformlar arasında geçişkenliği de olan bu veritabanı, reklamverenleri hedefledikleri kitlelerle buluşturmaya çok daha elverişli hale getirmekte.

“Whatsapp’ta arkadaşınızla yazıştığınız bir ürünün, hemen akabinde Facebook veya Instagram ekranınızda önünüze çıkması” vakaları, son dönemde epey fazla sayıda insanın kafasını kurcalıyor. Çoğumuzu tedirgin etse ve kimi devletler bu yönteme karşı çıkarak mahremiyet ihlali suçlamaları yapsa da, Facebook’un “hedefli reklam” (retargeting ad) olarak adlandırdığı bu yöntem, halihazırda 5 milyonu aşkın reklamvereni cezbetmiş durumda.

Yukarıda özetlemeye çalıştığım görünüme Google’ın başarısız Plus denemesi ile sosyal medya olup olmadığına karar veremediği YouTube ve Twitter’ın yerlerde sürünen iş/gelir modeli performansını da eklersek “sosyal medya alanında Facebook armadası ile rekabet edebilecek güçte bir rakip yok” desek abartmış olur muyuz sizce?

Aslında birkaç sene önce böyle bir umudum vardı; 2014 yılında ilk kez kullanmaya başladığım ve o günden beri kimi deneyimlerimi zaman zaman sizlerle paylaştığım SnapChat platformu! Kurucuları tarafından geliştirilip Snap adını verilen ve kullanıcıların resim ve/veya video olarak kendi günlük yaşamlarından görsel kesitler sunabildikleri bu özgün format, özellikle genç kuşak arasında çok tuttu ve SnapChat, kısa sürede 100 milyon kullancı eşiğini aşıp lig atlayarak Facebook ve armadasına kafa tutacak konuma geldi.

Söz konusu yenilikçi yaklaşımdan daha ilk anda rahatsız olan Facebook’un patronu Mark Zuckerberg, o günlerde SnapChat için 3 milyar dolarlık bir teklif yaptı ama teklifi kabul görmedi ama SnapChat de o dönemden bugüne kendini çok az geliştirebildi. İlk günlerinde dünyanın dört bir yanından derlediği kullanıcı içeriği kolajlarla insanları “başka diyarlara götürebilen” bu özgün format, kimi geleneksel yayıncıların Snap formatına verdikleri destekler sayesinde, sosyal medya artık “kayıtlı ekran akışı” formatından “uçucu günlük yaşam hikayeleri” formatına doğru evrilmenin ilk ipuçlarını verdi.

Bu heyecanı hisseden benim gibiler, SnapChat’ten çıtayı yükseltecek yeni hamleler bekledi ama nafile. Aradan uzun zaman geçti ve nihayet geçen yılın sonlarına doğru Zuckerberg’in strateji değişikliğine giderek SnapChat’in bu özgün hikaye formatını kopyaladı vetüm mecralarında denemeye başladı. Bu denemeler içinde en görkemli performans ise, Instagram’a ait.

Açıklanan son rakamlara göre, Instagram Stories, daha piyasaya çıkalı 1 yıl bile olmadan rakibi SnapChat’in 1,5 katı kullanıcıya ulaştı ve aynı dönemde SnapChat, kullanıcı sayısındaki artışa karşın, yeni kullanıcı kazanma ivmesindeki düşüşe engel olamadı.

Şirketin hisse değerine de yansıyan bu olumsuz gidişat, kuşkusuz SnapChat’in sonunu falan getiremeyecek ama onun Facebook ile rekabet gücünü zayıflattığı da bir gerçek. SnapChat’in bu oyunda kalabilmesinin bence yegane yolu, fazla geç kalmadan kendi özgün “hikaye” formatı üzerinde yine yıkıcı bir inovasyon yapması ve kendisine hala sadık olan yeni nesil kullanıcılar aracılığıyla bu inovasyonu yaygınlaştırması.

Aksi takdirde, rekabet falan hikaye!

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.